Nurtekin Erol– CAFER EROL
 
Dededen toruna şeker gibi bir dükkan
 
Röportaj : Ece Baban
 
Dededen aldığı şekerciliği kendi yorumuyla bambaşka boyutlara taşıdı. Zaten görsel olarak çekici olan şekerlemeleri bir sanatçı gibi dizayn ederek kendi alanında fark yarattı. 58 yıldır şekercilik yapan Nurtekin Erol şimdi kuşaklardır süren aile geleneğini kendi nesillerine de başarıyla aktarıyor.
 
Mesleğe adım atışınız nasıl oldu? Cafer Erol markasının hikayesini bizimle paylaşır mısınız?
 
Şekercilik babalarımızın geldiği memleket mesleği... Dedelerimiz Kastamonu Taşköprü’den gelmişler. Osmanlı döneminde İstanbul’a gelenler bu alanda çalışanları yetişmeleri için bir ustanın yanına yollanıyormuş. İşte bizim mesleğimiz de o zamandan bu zamana dedelerimizden çocuklarına geçen bir aile mesleği. Kastamonu Taşköprü’nün helvacıları, şekercileri meşhurdur.  Bu mesleğe girişim, babamın ortaokulu bitirdiğim sırada yaşadığı işçi sıkıntısı yüzünden beni yanına alması ile başladı. 7-8 yaşından beri yaklaşık 58 yıldır bu işin içindeyim. 
 
Bu meslekte eski ile yeninin farkları neler? Siz küçükken yaşanan zorluklar ile şimdinin zorluklarından bahseder misiniz?
 
Eskiden nişasta, un, helva ile bu iş yapılırdı. Şimdi fındık, fıstık, şeker ve ambalajlar ile üretim ve sunum renklendi. Eskiden ambalaj bile sorundu. Baskılı kağıt yoktu. Beyaz ve gri kağıt vardı. Beyaz kağıt pahalıydı. Ama şimdi envai çeşit ambalaj var. Eskiden hammaddeye ulaşmak zordu. Bugünkü ortamda ulaşım sorunu da yok. Eskiden fındık, fıstık Anadolu’dan gelemiyordu. Çok pahalıydı. Şimdi her şey rahat... Bir hammadde istediğinizde 12 saat içinde elinizde olabiliyor. Dolayısıyla sizin üretiminiz de daha kolay oluyor. Eskiye göre şu an yaşanılan sıkıntı eleman sıkıntısı. Herkes bu işin zorluklarını yaşamak istemiyor, imalata girmek istemiyor.  Benim en büyük destekçim oğlum ve kızım. Onlar da bu işe girmemiş olsaydı işimiz zordu. Tabii biz her zaman için mutfakla iç içe olduğumuz için kaliteli üretim yapıyoruz.
 
Turistlerin uğrak yerlerinden biri de sizin dükkanınız. Bu işte başarılı olmanın sırrı nedir?
 
Yaptığınız ürünün kalitesi kadar yaptığınız işin sunumu ve ambalajı da çok önemli. Bu konuya çok dikkat ediyoruz. İşimizi severek yapıyoruz. Önceliğimiz ticaret değil sanat. Tabii oğlumun grafik tasarım okuduğu için bu alanda da bize katkısı büyük. Senelerin verdiği tecrübe ile yeniliklere de adapte oluyoruz.
 
Cafer Erol ismi nereden geliyor ve ne zaman bir marka haline geldi?
 
Cafer Erol ismi dedelerimizden geliyor. Çocuklar ile el ele verdik. Dedelerimiz hep kendi isimlerini koymuştu biz markalaşmak için babamın ve babasının ismini seçtik tabii bu resmileştirme anlamında. 1993 yılında markalaştırdık ve bu noktaya geldik.  
 
Bu işte en önemli şeylerden biri nedir?
 
Ürün kalitesi ve sunum... Biz mutfakta olduğumuz için kaliteli ürün üretmek konusunda bir sorunumuz yok. Sunum yetiştirdiğiniz eleman ile de oldukça ilgili. Satış elemanı eğer sizin ürününüzü sunarken itina etmezse, bekletirse tüm emeğiniz de bu durumdan olumsuz etkileniyor.
 
Kaç şubeniz var?
 
7 şubemiz var. 70 tane de olabilirdi ama çok da büyümek istemiyoruz. Çünkü eleman sıkıntısı çekiyoruz. Eleman yetiştirmek bu iş için oldukça önemli. Yetiştirdiğiniz elemanın işi sevmesi çok önemli. Bu işi iyi bir şekilde olacaksa olsun istiyoruz.
 
Türkiye’de şekercilik sektörünün durumunu değerlendirir misiniz?
 
Biz Türkiye’de kelaynak kuşları gibi kaldık. Çok az firma var. Oysa Osmanlı döneminde helvahane varken şimdi herkes hazır ürüne kaçıyor, imalata girmek istemiyor.
 
Yurtdışı ile bağlantılarınız var mı?
 
Yurtdışında Londra ve Amerika’da bazı markalara üretim yapıyoruz onlar kendi isimleri ile müşterilerine sunuyorlar. 
 
Türkiye’nin ekonomik sisteminde bu alandaki esnaflar olarak bir zorluk yaşıyor musunuz?
 
Bu sistemde yaptığımız projeler ile sıkıntı çekmiyoruz. Ama sıkıntı çekenler var. Biz yüzemeyeceğimiz denize kulaç atmak istemiyoruz. Dolayısıyla sıkıntı da yaşamıyoruz çok fazla. Çok büyük hayaller peşinden koşmuyoruz. Ürettiğimiz ürün ile karşımızdaki insanları mutlu ediyoruz biz de mutlu oluyoruz. Fabrikasyon çalışmıyoruz, butik çalışıyoruz.
 
Kadıköy’de esnaf olmak nasıl?
 
Kadıköy’de bulduğunuz hava, o sıcaklık çok başka. Esnaf olmanın en büyük şansı bu muhit ve bu insanlar ile mutlu yaşayıp bir aile olmak. Onları aileniz gibi tanıyorsunuz. Eskiden daha farklı bir esnaf anlayışı vardı, şimdi biraz daha kazanç odaklı hareket ediliyor. Etrafınızdaki insanlarla mutlu olup, güzel insanlarla yaşamak önemli… 65 yaşındayım Kadıköy ve yaptığım iş bana yaşama sevinci veriyor. Bu çok önemli…
 
Gençlere vereceğiniz tavsiyeler neler?
 
Gençler yapacağı işi sevmeli, dürüst olmalı, müşterisine de ticaret yaptığı kişiye de verdiği sözü yerine getirmeli… Maddi yönden kazanç sağladığı kadar manevi yönden de kendisini geliştirip mutlu olmalı. Kendi yemediği, giymediği şeyi başkasına vermeye çalışmamalı ve en önemlisi etrafına, tabiata yardımcı olup, çevresini güzelleştirmeli.