Remzi Akan "Bir işte zorlanırsam hemen o işin peşini bırakırım, yoksa elinizde ne varsa o da gider."
 

Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

60 yaşındayım ve 14 yaşından beri bu sektörün bir şekilde içindeyim. 14 yaşında Adapazarı’ndan İstanbul’a geldim ve sektöre ilk olarak Yeşil Kundura’daki işimle başladım. Orası bizim okulumuz oldu. Atölye kısmında çalıştım, kendimi geliştirdim, işi öğrendim. Uzun süre atölye ve işletme şefliğinin yanı sıra fabrika müdürlüğü yaptım. Bu arada da ayakkabı yan sanayi şirketimi kurdum. 3 çocuğumu büyüttüm, hala da bu meslekte devam ediyorum.
 
Neden bu sektörü seçtiniz? Hayalinizdeki meslek miydi bu?

Aslında ben gözümü ayakkabı sektöründe açtım. 45 yıldır İstanbul’da bu sektörde hizmet veriyorum. İlk olarak çalıştığım işlerde altyapımı edindim, kendimi geliştirdim. İşlerin nasıl yapıldığını öğrendim, makine teknisyenliği yaptım. Dolayısıyla hiç başka bir meslek düşünmedim bile. Bir şekilde vesile olundu bu işe başladım. Yıllarca da bu meslekten ekmek yedim, çocuklarımı büyüttüm bugünlere getirdim.

İşinize başlarken bir sermayeniz var mıydı? Yoksa herhangi bir destek aldınız mı?

Başta herhangi bir destek almadım. Kendi küçük sermayemle işe başladım. Ama tabii ki şöyle bir avantajım vardı. İşten anlıyordum ve birikimlerim vardı. Ben de bunu kullanarak örneğin 100 bin TL’lik bir yatırımı 10 bin’e halledebildim. Şimdi de içeride göreceğiniz birçok makine benim eserim.

Elbette bir dönem banka kredisi de almam gerekti. Halkbank’tan Kosgeb aracılığıyla kredi de aldım.
 
Bu süreçte herhangi bir zorluk yaşadınız mı? Rekabet sizi zorladı mı?

Elbette zorlandığımız zamanlar oldu. Ne olursa olsun her zaman insanlara faydalı olmak, 5-10 kişiye ekmek vermek için çabaladım. Ama zaman zaman sektörün zorlukları beni de yordu. Ayakkabı sektörüne Çin çok büyük darbe vurdu. Burada bir asgari ücrette bir kişi çalıştırırken orada 10 tane çalıştırdılar. İşi ucuzlaştırdılar. Burada 10 liraya üretilen şeyi 1 liraya Çin’den getirdiler. Tabii ki ucuz olunca müşteri de onu tercih etti. Böyle olunca da sektördeki birçok şirket kapandı. Tekelleşmeler yaşandı, bu da küçük esnafı giderek zorladı. Markalaşanlar daha da ilerledi, küçük kalanlar biraz zorlandı. Fakat ben her zaman kontrollüydüm. Bir işte zorlanırsam hemen o işin peşini bırakırım, yoksa elinizde ne varsa o da gider.