2.5 ASIRLIK ŞEKERCİ
 
Şekerci Hacı Bekir Efendi, İstanbul Bahçekapı’da açtığı küçük şekerci dükkanında tam 238 yıldır nesilden nesile geçen özel tarifleriyle şeker üretiyor. Beşinci kuşaktan Nazlı İmre ile şirketin tarihçesi ve büyüme planlarını konuştuk…
 
Röportaj: Ersan Çıplak
 
Türkiye’nin köklü şeker üreticilerinden Şekerci Hacı Bekir Efendi, yakın zamana kadar sınırlı sayıdaki şubesiyle faaliyet gösteriyordu. Şimdi yeni mağazalar açma kararı alan şirketin gündeminde agresif bir büyüme planı var.

Şirketin büyüme planları sadece yurt içiyle sınırlı değil. Yurt dışı pazarlarda da emin adımlarla büyüyen Şekerci Hacı Bekir Efendi, şeker ihraç ettiği ülke sayısını artırıyor.
 
Şekerci Hacı Bekir Efendi, tam 238 yıl önce Hacı Bekir Efendi tarafından kurulmuş. Uyumlu çalışma ortamı, ailenin iş ve sorumluluk paylaşıma tarzı sayesinde işletme uzun yıllardır faaliyetlerini sürdürmeyi başarmış. Şirketin yönetiminde başkan yardımcısı olarak görevini sürdüren beşinci kuşaktan Nazlı İmre ile Şekerci Hacı Bekir Efendi’nin tarihçesi ve şirketin yeni büyüme planlarını konuştuk…
 
Şekerci Hacı Bekir Efendi’nin kuruluş ve gelişim sürecini anlatır mısınız?
 
Hacı Bekir Müessesesi büyük dedem Bekir Efendi tarafından 1777 yılında kurulmuş. Kendisi Kastamonu'nun Araç ilçesinden genç yaşında geldiği İstanbul'da,  zamanın şehir merkezi olan Bahçekapı'da bir dükkan bularak burada şekerleme üretip satmaya başlamış. Bu ilk dükkanımız hala faaliyet gösteriyor.1817-1820 yılları arasında Hac görevini yerine getirmesiyle Hacı Bekir olarak anılacak olan Şekerci Hacı Bekir Efendi’nin ürünleri çok beğenilmiş. Öyle ki kısa zamanda ünlenerek Osmanlı Sarayı’nın da dikkatini çekmiş. O dönemde Sultan tarafından sarayın “Şekercibaşı”' ilan edilmiş.
 
Şekerci Hacı Bekir Efendi’nin Osmanlı Sarayı’na Şekercibaşı olarak seçilmesi aslında bir anlamda resmi bir görev. Bu da birtakım sorumluluklar getiriyor. Bu durum şirketinizin gelişim sürecinde nasıl bir etki yaratmıştır? 
 
Bu vesile ile daha 1800’lü yıllardan itibaren devleti temsil görevi ile onurlandırıldık. Bu bize uluslararası fuarlara katılmamızın yollarını açtı. O yıllarda birçoğu için hayal bile edilemeyecek fuarlara katılma şansımız oldu.

Şirketimiz 1873 yılında Viyana Fuarı’na 1888 Köln, 1897 Brüksel, 1906 Fransa ve 1939 New York fuarlarına katılarak buralardan madalyalarla ödüllendirilmiş.
 
Hacı Bekir Efendi’nin ardından yönetime kim geldi? Bir aile şirketi olmanın zorlukları ya da avantajlı yönlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Hacı Bekir Efendi’nin ardından oğlu ve torunu nesiller boyu bu görevi aynı prensipler ışığında sürdürmüşler.
Bekir Efendi’den sonra oğlu Mehmet Muhiddin Bey ve torunu Ali Muhiddin Hacı Bekir bayrağı devralmışlar. Babam Doğan Şahin, damat olarak girdiği ailede aile geleneğini devam ettirdi. Doğan Şahin bugün hala yönetim kurulu başkanımız olarak görevde. Ben de 5’inci kuşağı temsilen başkan yardımcısı olarak yönetimdeyim. Türkiye'nin en eski ticari müessesesi olan Hacı Bekir, dedemin vefatından sonra (1975) kurulan iki anonim şirket olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Hissedarlarımız aile bireyleridir. Dışarıdan bir ortağımız yok.
 
Türkiye’nin köklü geçmişe sahip ender firmalarından birisiniz.  Bu alanda nasıl fark yarattınız?
 
Geleneksel lokum üretiminde ilk kez nişastayı kullanarak daha mükemmel bir doku ve esnekliğe ulaşmış ve rafine şeker kullanmaya başladığından akidelerini farklı şekillerde; fındık, susam ve değişik meyve özleri katkıları ile değişik tatlarda üretmiş. İlk dönemlerde dükkan içinde, tezgahın hemen arkasında açık ateş üzerinde bakır kazanlarda üretim yapılırmış. Zamanla talebin de artması ile Bahçekapı'da dükkanın karşısındaki bir han imalathane olarak kullanılmaya başlanmış. Daha da sonra şirketlerin de kurulmasının ardından üretim Pendik’te inşa edilen fabrikamıza taşındı. Zaman içinde İstanbul nüfusunun artması ve şehrin genişlemesi ile yeni dükkanlara ihtiyaç doğmuş. Bahçekapı'daki dükkanın büyütülmesi ve ikinci dükkanın açılmasını Kadıköy, Karaköy, Parmakkapı, Pangaltı ve Şişhane şubeleri açılmış.
 
Ürünlerinizi yurt dışı pazarlara satıyor musunuz? İhracat yaptığınız ülkeler hangileridir?
 
Yurt dışında Mısır Hidivi’nin de “Şekercibaşısı” sıfatı ile Kahire ve İskenderiye’de dükkan açılmış. En büyük atılım dedem Ali Muhiddin Hacı Bekir döneminde yapılmış. Bugün İstanbul'da dört dükkan, bir fabrika satış noktası ve 1 franchise işletmesi hizmet veriyor.
 
Şehrin farklı semtleri ile Anadolu’da mal verdiğimiz değişik dükkanlar var. Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanları’nda ürünlerimizi bulmak mümkün. ABD, Hollanda, Dubai, İngiltere, Japonya, Yeni Zelanda ve Suudi Arabistan gibi birçok ülkeye ihracat yapıyoruz
 
Firmanızın geleceği için belirlediğiniz yaratıcı özellikleri olan planlarınız var mı? Bu doğrultuda 2015’te neler yapmayı planlıyorsunuz?
 
Gıda mühendislerimiz müşterilerden gelen talep ve önerilerin de ışığında sürekli yeni lezzetler peşindeler. Ama kriterimizi; bunları geleneksel yapı ile bağdaştırmak, tarihi konseptimiz içine entegre etmek şeklinde özetleyebilirim.
Aslında piyasadaki farkımız da bu bence. Biz aile olarak bu işi bir ticari faaliyetten ötesinde kültür mirası olarak kabul ediyoruz. Nesiller boyu dedelerimizin prensipleri doğrultusunda geleneksel lezzetleri yaşatmaya çalışıyoruz. Aynı zamanda bunları geliştirerek gelecek nesillere taşımayı misyon edindik.
 
Diğer yandan daha çok kişiye ulaşmak için www.hacibekir.com adresimizden internet satışına başladık. Ayrıca yeni dükkanlar açılması da gündemde.
Hacı Bekir, Türk Şekerciliğinde ekoldür, Türk kültürünün önemli bir parçasıdır, bunu muhafaza etmek ve yaşatmak da bizim görevimizdir diye düşünüyorum.
 
Klasik ürünleriniz yanı sıra yeni ürünler geliştiriyor musunuz? Bu doğrultuda yaptığınız çalışmalar var mı?
 
Ürünlerimizin büyük çoğunluğu geleneksel şekerlemeler, lokum, akide şekeri, badem ve fıstık ezmeleri, tahin helvaları, badem ve fıstık şekerleri, drajeler, şerbetler... Bugün artık pek az yerde bulunan kişniş şekeri, demirhindi şerbeti, nöbet şekeri gibi lezzetlerimiz var. Ayrıca acıbadem kurabiyesi, lohusa şekeri gibi klasikler bizim olmazsa olmazımız. Bunların yanı sıra 20’yi aşkın lokum çeşidimiz var. Bunlara her yıl yenilerini ekliyoruz. Örneğin hurmalı, kahveli, tarçın, zencefil, yaban mersini, narlı yeni çeşitlerimiz çok beğeniliyor.