İki yılda iki uluslararası başarı kazanan Alper Afşin Özdemir’le keyifli bir sohbet 

Alper Afşin Özdemir, Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümünden mezun olduktan sonra Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümünde master eğitimini tamamladı. Eğitim sonrası aile şirketi Progem Proje’de sorumluluk üstlenmeye başladı. Ardından Krombera Dijital Pazarlama Ajansı’nı kurarak girişimcilik hayatına adım attı. Kısa sürede Facebook tarafından PMD (Preferred Marketing Developer) seçildi, Wired Dergisi tarafından da Avrupa’nın Hottest Startup’ları arasında gösterildi. Ajans Başkanlığını yürüttüğü Krombera bugün geldiği noktada 40 kişilik ekibi ile Türkiye’nin önde gelen dijital ajanslarından biri. Alper Afşin Özdemir, Krombera’nın yanısıra Gamoba.com, Doktorburada.com ve Anibera girişimlerinin de kurucu ortağı.

Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Koç Üniversitesi’nde eğitimimi tamamladım. Daha sonra Galatasaray Üniversitesi’nde siyaset masterı ile eğitimime devam ettim. 2011 yılında Krombera kuruldu. Çıktığımız yol aslında bir sosyal medya ajansıydı. Geçen yıllar ve tecrübelerimiz ile Krombera bir dijital pazarlama ajansına doğru çevrildi. Krombera 40 kişilik ekibiyle Türkiye’nin önde gelen markalarına hizmet veriyor.
 
Çalıştığımız firmaların sosyal sayfalarını yönetiyoruz, hem de üretim yapıyoruz. Facebook, Twitter, mobil uygulamalar gibi… Event tarafına da kaymış durumdayız. Prodüksiyon tarafından da hizmet veriyoruz. Krombera sekizinci ayında Facebook tarafından Preferred Developer Consultant (PDC) ödülünü aldı. Türkiye’de bu yetkiye sahip altı ajanstan biriyiz. Daha sonra Wired dergisi tarafından da Avrupa’nın Hottest Startup’ları arasında gösterildi. Türkiye’de bu listeye giren 10 şirketten biri olduk. Bu çerçevede hızlı yükseliş ve büyüme de devam ediyor.

Kendi işinizi yapmaya nasıl karar verdiniz. Kimseden destek aldınız mı?

Üniversite eğitimim sırasında kendi işime atıldım. Birkaç girişimim oldu. Bir yere girip çalışmaktansa, kendim bir şeyler yapmak istiyordum. Üniversite zamanında küçük işler yaptım ancak daha büyük işler yapmam gerekiyordu. Ben de hayalimin peşinden koştum. Bunun tabii ki artıları ve eksileri oldu. Bu işe başlarken babamın desteğini çok gördüm. O  benim yakın arkadaşım, dostum, yol göstericim.

Zorluklarla karşılaştınız mı?

Zorluklarla elbette karşılaştık. İşin aslı, Krombera’yı hayata geçirdiğimizde ben dijitalden aman aman anlayan biri değildim. Pazarlama ve dijital anlamda elbette bilgim vardı, ama bunu ticari olarak yapmak elbette farklı. Girişimci olmak için her zaman cesaretli olmak ve o ilk adımı atmak gerekiyor. Bizim de ilk adımı atarken gayemiz ve amacımız kendi yağında kavrulan bir ajans olmamaktı. Her zaman fırsatları değerlendiren ve en iyi hizmeti veren bir kurum olma hedefiyle çalıştık, çalışmaya da devam ediyoruz. En tepede olmak için bu gerekli. Ayrıca bir iş yapmaya karar verdiğinizde o işi doğru insanlarla yapmamız gerekiyor. Biz her zaman doğru insanlarla doğru hizmet vermeye çalıştık. Bu yüzden başarılı olduk.
 
İnternet girişimciliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dışarıdan şöyle bir algı var. İnternette ne yaparsak tutar. Patlar, uçarız gideriz, zengin oluruz. Bu kadar basit değil. Rekabetin artmasıyla beraber, fırsatlar azaldı. Bundan 3 sene 5 sene önce daha garantili girebileceğiniz işler, bugün ister istemez rekabet ortamında daha riskli hale dönüşüyor. Benim internet girişimcisi olmak isteyenlere tavsiyem, bu mecra artık yatırım yapmadan girebileceğiniz bir yer değil. Burası sermayeniz, network’ünüz doğrultusunda, ekibiniz doğrultusunda başarılı olabileceğiniz bir yer oldu. Bu iş, “Bir girelim, bakalım, deneyelim” mecrası değil artık. Sosyal medya, e-business tarafında da bunu gözleyebiliyorsunuz artık.

Yaptığınız işten istediğiniz sonuçları alabildiniz mi? İleriye dönük koyduğunuz hedefler nelerdir?

Krombera tarafında büyüme devam ediyor. Türkiye’nin birçok öncü markasına hizmet eder hale geldik. En tepeye oynayan, bir gün en iyisi olmak için çabalayan bir ajansız. Hedefe doğru da gidiyoruz. 2 yıllık süreç güzel geçti.