Aslıhan Özenç: Eğitim sektöründe başarılı bir iş kadını profili
 
Dünya çapında eğitime ayrılan şahsi harcamalar toplamının yıllık 50 milyar doları bulduğu söyleniyor. Özellikle yabancı öğrencilerden elde edilen gelir, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Almanya ve Kanada gibi ülkelerin ekonomisine artı değer katıyor.
 
Türkiye’nin bu alandaki varlığıysa yok denecek düzeyde. Fakat yeni yeni atılan bazı adımlar gelecek adına umut veriyor. Akare Yurt Dışı Eğitim Fuarları Koordinatörü Aslıhan Özenç de aynı heyecanı taşıyanlardan. İran, Irak, Suriye ve Libya gibi ülkelere açılmak isteyen ABD ve çoğu Avrupa ülkesi şimdiye değin amacına ulaşamadı. Açığı Türk kurumları doldurmaya çalışıyor. Bunlardan biri de Aslıhan Özenç’in başında olduğu ASBA…

Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

1969 yılında doğdum. Liseyi İtalyan Lisesi’nde, üniversiteyi Amerika’da okudum. Lisans eğitimimi İşletme ve Ekonomi üzerine çift anadalda yaptım. Üniversiteyi takiben bir süre pazarlama üzerine çalıştıktan sonra, beş yıl kadar profesyonel olarak eğitim danışmanlığı şirketinde görev aldım. 1996 yılında ASBA Eğitim Danışmanlık şirketi 2001 yılında Akare Yurtdışı Eğitim Fuarcılık, 2011 yılında Bakü’de Azeredu Eğitim Danışmanlık Şirketi, 2011′de İstanbul’da Almanca ve İngilizce eğitim vermek üzere Alman ortaklı Carl Duisberg Sınav ve Lisan Merkezi, son olarak da 2013’te Yurtdışında iddialı Üniversitelere giriş yapmak isteyen öğrencilere sınava hazırlık ve başvurularında danışmanlık ile koçluk yapmak üzere Horizon İstanbul’un Anadolu yakası şubesi hizmete girdi.

Kendi işinizi yapmaya nasıl karar verdiniz? Bunu yapmaya karar verirken kimden destek aldınız?

Ben kendi işimi yapmayı hep planladım. Aslında eğitim hayatım boyunca da hep gözlemledim takipçi oldum. Franchise fuarlarına gittim, farklı sektörleri inceledim. Daha sonra kendimin de yıllar önce çektiğim sıkıntılardan yola çıkarak, eğitim konusunda yurt dışına gitmek isteyen gençlere yardımcı olacak firmaları araştırdım. Ben yurtdışına giderken hiç bulamadığım bu desteği 1992′de sadece üç firmanın verdiğini görüp, birinde işe başladım ve 5 yıl kadar çalıştım. Daha sonra, 1996′da, o günkü şartlara göre biraz erken olmakla beraber cesaretimi toplayıp kendi şirketimi kurdum. En büyük avantajım konu ile ilgili kendi deneyimlerim ve çok ciddi bir bilgi dağarcığımın olmasıydı ve işime de en büyük yatırımım bu oldu.

İşimi kurarken en büyük desteği ailemden aldım. Profesyonel hayatta, üst düzeyde görev yapmış çok değerli büyüklerimin fikirlerine her zaman değer verdim onlardan faydalandım.

Birçok başarılı hamle gerçekleştirdiniz. Bu yolda ilerlerken bir kadın olarak neler yaşadınız?

Bu işi yaparken en büyük sıkıntım, yurtdışı eğitim devlet tarafından desteklenmemesi idi. Yıllarca üniversiteler arası anlaşmaların önemini ve Türkiye’deki üniversitelerimize yabancı öğrencilerin gelmesinin ülkemize getireceği maddi ve manevi desteği anlatmaya çalıştık. Türkiye, yabancı öğrenci alımındaki YÖS sınavını kaldırdı ve üniversitelerimizin yaptıkları tanıtımlarda devlet destek olmaya başladı. Biz, bu yıla kadar yurtdışındaki bütün kongre ve konferanslarda Türkiye’de eğitim ve Türk öğrencilerin yurtdışındaki okullarca tanınması ve daha başarılı sonuçlar alabilmeleri için çalışmaları kendimiz gerçekleştirdik. Bundan sonra son bir yılda 1887′den 7093′e çıkan Türkiye’deki yabancı öğrenci sayısının (bir yıl içinde giriş yapan öğrenci sayısıdır), daha da artmasını ve üniversitelerimizin hepsinin gerçekten isimlerine yakışır şekilde üniversal eğitim veren kurumlar haline gelip, dünya sıralamasındaki ilk 500 üniversite arasında daha çok üniversitemizin yer almasını arzu ediyoruz.

Neden bu işi yapmaya karar verdiniz?

Bu sektörde olan açığı üniversite eğitimimi yurtdışında yapmak istediğimde farkına vardım. Lisede iken Amerika'da mübadele öğrencisi olmak için ve daha sonra üniversite eğitimim için çok araştırma yaptım ancak profesyonel destek bulamadım. Bu bilinçle 1996 yılında bu alanda faaliyet gösteren bir şirket kurdum. Bu sektörde yeni açılımların ve yine bağlantılı olan farklı alanlarda yatırım yapabileceğimi ve yurtdışına açılabileceğimi düşündüm. Nitekim 1996 yılından buyana ASBA Eğitim danışmanlık binlerce öğrencinin yurtdışında eğitim görmesine aracı oldu. 2000 yılından beri de Akare Fuarcılık olarak 6 farklı ülkede 13 şehirde fuarlar organize etmeye başladık. Bugüne kadar fuarlarımıza 38 ülkeden 500 den fazla eğitim kurumu katıldı. Birikimimi kullanabildiğim kendimi rahat hissettiğim, zevk aldığım bir dalda çalışmak kendi şirketimi kurarken girdiğim riskleri en hafifleten unsurdu.

Önemli kadın girişimcilerinden sayılırsınız. Sizi bu yola iten, cesaretlendiren neydi?

Beni ASBA Yurtdışı Eğitim Danışmanlığını 1996 yılında kurmaya iten şey konu ile ilgili olan bilgim ve birikimimdi. Sektörde kazandığım deneyim ve o güne kadar kurduğum bağlardan da cesaret alarak bu işe girdim. Kararımdaki en önemli etken sosyal olan ve gençlerin eğitimi ve geleceği ile ilgili bu alanda yaptığım çalışmadan ve yatırımlardan çok büyük zevk almamdı. Yoğun çalışma tempomun ve ilk zamanlardaki bütün zorlukların bu nedenle kolaylıkla üstesinden gelebildim.

İş kadını olmanın zorlukları neler, iş hayatında zorlandınız mı, ya da kadın olmanın avantajlarını gördünüz mü?

Benim seçtiğim alanda kadın olmanın getirdiği özel bir zorluk olduğunu söyleyemeyeceğim. Şahsen profesyonel hayatta bu zorlukların daha çok olduğunu düşünüyorum. Neticede birçok kadının, yöneticilikleri ve profesyonel hayatları dışında aile sorumlulukları ve ev hanımlıkları da var. Kadınlardan her alanda dört dörtlük olmaları beklendiği için, profesyonel hayattan bu nedenle çekilmek zorunda kalan çok değerli kadın yönetici arkadaşlarım oldu maalesef. Girişimci olup kendi işini kurabilen kadınlar bu dengeyi istediklerinde çok güzel kurabiliyorlar. Ben kızım dünyaya geldikten 6 ay sonra Akare Fuarcılığı kurdum ve en verimli çalışmalarımı da yine o dönemde gerçekleştirebildim. Kendi işinin sahibi olan bayanlar ev ve iş dengesini kurabildikten sonra daha verimli olabiliyorlar. Biz şirketlerimizde bebek sahibi olan bayan elemanlarımıza bazen bir dönem bazen de sürekli evden çalışma imkanı sunduk. Evinden çalışabilen bir bayan satış elamanının ofisteki çalışmasına nazaran performansının artabileceğini de deneyimlerimle gördüm.
Yaptığınız işten istediğiniz sonuçları alabildiniz mi? İleriye yönelik koyduğunuz hedefler nelerdir?

Ben bugüne kadar yaptığım işlerde hedeflerim doğrultusunda hareket ettim diyebilirim. Ancak hedeflerimizi hep daha yukarılara taşıdığımız için istediğimiz sonuçları almak için her geçen gün daha çok çalışıyoruz. Yıllarca yurtdışına giden öğrencilere aracılık yapmış bir kurum olarak yeni hedefimizden birini Türkiye’ye öğrenci getirmek ve Türkiye’deki yabancı öğrenci sayılarını arttırmak olarak belirledik. Bu amaçla da son 3 yıldır Türkiye’deki üniversitelerimiz ile çok yakın çalışmalar içersindeyiz. DEİK üyesi olduk ve Eğitim Ekonomisi İş Konseyimizde çeşitli görevler üstlendik. Yine son 3 senedir dünyanın en büyük yüksek öğrenim konferansı olan NAFSA konferanslarına Türk üniversitelerimizin katılımı için önayak oluyoruz. Birikimlerimizi üniversitelerimiz ile paylaştık. Bu yıl bu konferansa 14 üniversitemiz, sayın YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya ve yürütme kurulu üyeleri de katıldı. Türkiye'ye yabancı öğrenci alımı ile ilgili hedefler ve yapılacak çalışmalar ile ilgili planlamalar yapıldı ve fikirler paylaşıldı. Türkiye’de şu anda 38.000 civarında yabancı öğrenci eğitim görmekte. Bu öğrencilerin 10.000 kadarı burslu. Her bir öğrencinin ülke ekonomisine ortalama 40.000 dolar kattığı hesaplanacak olur ise 2023 yılı için konulmuş olan 100.000 öğrencinin Türkiye ekonomisi için ne kadar değerli olduğu anlaşılmış olur. Tabii ki bu ekonomik getiri sadece eğitim gelirleri ile kısıtlı kalmayacak ileride ortak iş alanları yatırımlar ve turizm alanında da ek gelirlerle yabancı öğrenci sayılarımızın artmasının ek faydaları görülecektir.

Diğer önemli hedeflerimizden arasında, yurtdışında fuar organize ettiğimiz ülke ve şehir sayılarımızı arttırmak, danışmanlık hizmetlerimizi Türkiye'nin diğer şehirlerine teknolojiyi kullanarak yayabilmek, öğrencilerin yurtdışına giderken bilinçli bir şekilde doğru ve en kaliteli eğitimi en uygun imkanlarla alabilmelerini sağlamak, öğrencileri bilinçlendirerek üniversite için araştırma ve eğitimlerine 9. sınıftan başlamalarını, yüksek lisans ve doktora için ise üniversite 2. sınıftan itibaren sınav hazırlık ve araştırma bilinicini aşılamak yer almakta.

Kredilerle aranız nasıl? Bankacılar seviyor mu sizi?

Ben ilk kurduğum şirket danışmanlık olduğu için ciddi bir maddi yatırım gereksinimi duymadım. Kredi ihtiyacım olmadı. Yeni girişimlerimiz de var olan şirket kazançlarımız ile destekledik ve bağlantılı sektörlerde yatırım yaptığımız için sıkıntı çekmedik. Ancak bankalar ile birçok başka konuda yakın çalışıyoruz.

Genç kadın girişimcilere/ iş kadınlarına öneriniz nelerdir?

Kendi işini yapmak isteyen kadınlara cesur ve sabırlı olmalarını tavsiye edebilirim. Birçok işi bir arada başaran kadınlar, ev, aile, iş dengesini çok güzel kurabilirler. Sevdikleri ve hayalini kurdukları bir iş var ise, özellikle bu daha hırslı ve hevesli olmalarını sağlayarak başarının yolunu açacaktır. Kendi işini kuran herkesin en çok dikkat etmesi gereken konu, başkalarının sevdiği ve popüler olan iş alanlarından çok, kendilerine uygun olan ve yapmaktan zevk alacakları iş alanlarına yönelmeleri. Seçtikleri alanda bir çok paralel dalda yatırım yapabilme imkanı olması ve her şeyi ben yaparımdan çok, en iyi nasıl ve kimlerle yaparım değerlendirmelerini de yapmaları çok iyi olur.

Genel algı girişimciliğin maddi imkan gerektirdiğinden yanadır ancak maddi imkanları müsait olmayan kadın girişimciler ümitsizliğe kapılmamalı. Kadın girişimciler için çok çeşitli krediler ve teşvikler var bunları çok iyi araştırmalı ve değerlendirmeliler. Araştırma ve cesaret ile çok farklı bir geleceğe adım atarak hem kendilerine hem ülkemizin ekonomisine ciddi katkıda bulunabilir kadın girişimcilerimiz