Penceresiz mutfakta geçirilen saatlerden 23 kişilik bir işletmeye…

Acıbadem’de adından sıkça söz ettiren Sihirli Spatula adlı mağazanın sahibi ikiz kardeşler; Ayça ve Gökçe İlkel. Onlar her kadının hayallerini süsleyen bir işi gerçeğe dönüştürmüşler. Çünkü dükkândan içeri girdiğinizde kendinizi bir masal kahramanı gibi hissediyor, hangi pastaya hangi kurabiyeye hangi şekerlemeye bakacağınızı şaşırıyorsunuz. Şirin mi şirin tabaklar, bardaklar, peçeteler derken fırından taze çıkan kurabiye ve kek kokuları eşliğinde gerçek hayata geri dönüyorsunuz.

Sihirli Spatula'yı açma hikâyenizi bize anlatır mısınız?

Ayça İlkel (Aİ): Üniversitede bilgisayar programcılığı üzerine okurken son sınıfta bu işi yapmak istemediğime karar verdim ve ünlü bir otelin pastanesinde çalışmaya başladım. Mezun olduktan sonra Amerika’da pastacılık üzerine kurs ve eğitimlere katıldım. Beş sene boyunca çeşitli restoran zincirleri ve otellerde çalıştıktan sonra artık kendi yerimi açmak istedim ve 2008 yılında Sihirli Spatula’yı açtık.

Gökçe İlkel (Gİ): Üniversitede işletme-iktisat okudum. Ardından babamın şirketinde çalışmaya başladım. Mutfakla bir ilgim olmasa da Ayça’nın yaptıklarını keyifle takip ediyordum. Ayça, Sihirli Spatula’yı açmaya karar verince o üretimle ilgilenirken ben de satış pazarlamada yardımcı olmak adına bir günde babamın yanından buraya transfer oldum ve serüven başladı.

Dükkânın ismi nereden geliyor?

Aİ: Biz önceleri ikiz olmamızdan yola çıkarak isimler düşündük. Ama sonra sürekli kullandığımız bir şey olsun dedik. Bu konuda ajanslardan yardım aldık. Sonra fark ettik ki aslında isim gözümüzün önündeymiş. Bir pastacının olmazsa olmazı spatula. Sihirli Spatula isminde karar kıldık ve logomuz tasarlandı.

Bu süreçte yaşadığınız zorluklar oldu mu?

Aİ: Olmaz olur mu? İlk açıldığımızda dükkânın üstünde bir mutfağımız vardı. Üretimi burada yapıyorduk. Sabahlara kadar gün ışığı görmeden, penceresiz o mutfakta çok çalıştım. Yetiştiremediğimde annemden, eş dosttan yardımlar aldım. İlk başlarda sağ olsun anne babamız maddi ve manevi çok destek oldular bize.  Ama sonra işler hiç ummadığımız bir tarzda büyüdü ve birinci yılın sonunda o mutfak bize yetmemeye başladı. Dükkânın yakınlarında üretim için daha büyük bir mutfak kurduk.

İşinizi kurarken ya da geliştirirken hiç kredi kullandınız mı? Bankalarla çalışıyor musunuz?

Evet, belli miktarlarda kullandık. Son olarak birkaç yenileme için Halkbank'tan kredi aldık. Ama büyük meblağlarda kredi kullanmadık. İhtiyaç oldukça kullanıyoruz.

Ne tür pasta ve kurabiyeler yapıyorsunuz?

Biz butik bir kuruluşuz. İmalatımız günlük taleplere göre yapılıyor. Kişiye özel siparişler de yapıyoruz günlük rutin çıkardığımız unlu mamullerimiz de var. Yurtdışına çıkıyorum, bu konuda kendimi geliştirmek adına kitaplar okuyorum. Yaptığım şeyi önce kendim beğenmeliyim ki misafirlere sunabileyim. Mesela Amerika’dan ilk döndüğümde Türkiye’de cupcake çok yaygın değildi. Eşime dostuma yaptığımda görüntü olarak çok beğenmelerine rağmen yedikten sonra üstündeki krema yüzünden “pek bana göre değil” diyenler çok oldu. Damak tadımıza göre uyarladık ve daha sonraları krema çeşitleri de arttı. Yani her şey kendini geliştirip, farklılaşmakta.

Sizi farklı kılan ve adınızı duyuran neydi?

Aİ: İlk başlarda bu kadar hızlı ilerleyeceğimizi ben de tahmin etmiyordum. Benim mutfaklarda çalıştığım dönemlerde pastacılık yapan bu kadar çok kadın yoktu. Deneyimlerimi farklı şeyler yaparak ön plana çıkardığım için ilerlediğimizi düşünüyorum. Farklı siparişler denemek, incelikli işler yapmak da bunda etkiliydi şüphesiz.

Bu iş sayesinde kaç kişiye istihdam sağladınız?

Gİ: Mutfakta çalışan 12 kişi var. Servis, kasa ve ulaşımı da ekleyince toplamda 23 kişiyiz.

Müşteri portföyünüz nedir?

Gİ: Aslında her kesimden müşterimiz mevcut. Gençlerin ilgisini çektiğimiz gibi, özellikle son bir yıldır oturan orta yaş müşterimiz de çok. Kurumsal şirketler, hastanelerin günlük kafeterya ürünlerini hazırladığımız gibi, çocuk-düğün, nişan, yıl dönümü gibi organizasyonlara da pasta-kurabiye yapıyoruz.

Reklamınızı nasıl yapıyorsunuz? Teknolojiyi bu noktada ne kadar kullanıyorsunuz?

Gİ: Biz herhangi bir yere reklam vermedik. Tavsiye yoluyla, kulaktan kulağa yayıldı ismimiz. Gazete ve dergiler daha ilk yıldan itibaren kendileri gelip buldular bizi röportaj için.
Bunun yanında kendi sitemiz mevcut. Son iki yıldır da sosyal ağları etkin olarak kullanıyoruz.

Geleceğe dair büyüme planlarınız var mı?

Aİ: Zorluklar bir yana insanların memnuniyeti çok güzel. Bu noktalara geleceğimizi bizde başlarda tahmin etmiyorduk ama butik olarak kalmaktan yanayız.

GI: Yaptığımız işlerin kontrolümüzden çıkmasını istemiyoruz. İncelikli işlerden fabrikasyon üretime geçersek bir farklılığımız kaybolur. Bu nedenle butik olarak kalmaktan yanayız. Belki en fazla bir ya da iki şube daha.

İlginç bir anınızı paylaşır mısınız?

Aİ: Müşteriler siparişlerini gördüklerinde çoğunlukla “bu gerçekten pasta mı?” diyorlar. Çoğu şeyin yenilebilir olduğu pastalar yapmaya çalışıyoruz ama enteresan isteklerle de karşılaşmıyor değiliz. Pastasında müzik çalmasını ya da ışık yanmasını isteyenler bile oluyor.

Bu keyifli sohbetin video-haberini buradan izleyebilirsiniz.