Fadime Zeybek, her ay 150 kadına iş imkanı sağlıyor.
 
Mantıklı girişim
 
Fadime Zeybek 44 yaşında. O, çevresindeki arkadaşları gibi evde oturmak yerine hayallerinin peşinden koşmayı tercih etti. Tesadüfen başladığı mantı sıkma işinde patronluk yapmaya başladı. İlk dükkanı kapansa da vazgeçmedi. 750 liralık mikro kredi aldı ve “Gayseri Mantı” markasıyla ikinci kez yola çıktı. Zeybek artık her ay 150 kadına iş imkanı sağlıyor ve Türkiye’nin dört bir yanına mantı yediriyor.

Mantı sıkma işi nasıl başladı?

Kayseri’de hanımlar arasında ev oturmaları yaygındır. Yine bir ev oturmasından dönerken, bir dükkanın camında “Mantı sıkma” için eleman aradıklarını gördük. O zamanlar Kayseri mantısı çok yaygın değil. “Bunlar ne bilir Kayseri mantısını” dedik, girip telefon numaralarımızı bıraktık. Sonrasında aradılar ve işe başladık.

Kendi iş yerinizi nasıl açtınız?

2005 yılının sonuydu. Bu işi kendimin de yapabileceğine karar verdim. Kolumdaki bilezikleri de satarak ilk dükkanımı açtım. Çevremdeki ihtiyaç sahibi kadınlara da haber vererek çalışma arkadaşlarımı buldum. Ancak vergisiydi, kirasıydı derken altından kalkamadım ve dükkanı kapamak zorunda kaldım.

Tekrar ayağa kalkma hikayeniz nedir peki? Nasıl geri dönüş yaptınız?

Geniş bir aileye sahibim. Eşimin ailesinin ve kendi ailemin erkeklerinin “yapamazsın” demelerine inat vazgeçmedim. Aynı zamanda, çalıştırdığım insanları yüzüstü bırakamazdım. Bu nedenle büyük bir eve taşındık ve evimin bir odasını bu işe ayırdım. Böyle böyle iş büyüdü ve 750 liralık Mikro Kredi imkanı ile yeniden bir dükkan açtım. Ardından “Gayseri Mantı” adının patentini de alarak yolumuza devam ettik.

Sadece üretim mi yapılıyorsunuz, yoksa satış da yapıyor musunuz?

Hem üretim hem de satış yapıyoruz. Küçük bir işletmeyken şimdi üretime alınan ek kişilerle beraber yaklaşık 100-150 tane işçimiz var. Üretimin başında eşim duruyor, satış-pazarlama ise bende.

Eşim ilk başlarda sıcak bakmadı diyorsunuz, şimdi üretimin başındaymış. Nasıl oldu?

Benim vazgeçmediğimi ve inat ettiğimi gördü. Sonra o da benle beraber koşturmaya başladı. Arada işle ilgili sıkıntılı durum olunca sinirlenip “ Sen açtın bu işleri başıma” diyor. Ama ardından ihtiyaç sahibi birçok insana ekmek kapısı olduğumuzu görünce “ Biz bu zamana kadar kimseye doğru düzgün yardım edemiyormuşuz, anladım” diyor.

Çalıştırılan kişiler ile aranızdaki bağ güçlü sanırım?

Evet, onlar beni kardeşleri, ablaları gibi görüyorlar. Bu işten vazgeçmeme sebebim de bu, onları mağdur durumda bırakmamak. Eşi, çocuğu hapiste olanlar, asker yolu bekleyen kadınlar... Onların ailelerine katkıda bulunmak çok güzel bir duygu. En ufak sorunlarında beni ararlar. Hastaneye mi gidilecek, başka bir durum mu oldu, benim telefonum gece gündüz açık. Bayramdan önce Arife gününde işçilerin yevmiyelerini dağıtırken yanımda olup o manzarayı görmenizi isterdim. Bu çok başka bir duygu.
 
Peki çocuklarınız, onlar neler yapıyor?

3 çocuk annesiyim. Büyük oğlum evli, anestezi teknisyeni, başhekimlik sınavlarına hazırlanıyor. Küçük oğlum da liseye gidiyor. Kızım da evli, dışarıdan İlahiyat okuyor. 2 çocuğumuzu da kazandıklarımızla evlendirdik.

Çocuklarınıza da bu işi yaptırmak ister miydiniz?

İsteselerdi tabi ki. 2 çocuğum da evlenip yuvalarını kurdular. Liseye giden oğluma da asla düz para vermiyorum. Benimle kasa taşıyor, mantı taşıyor. Yevmiye usulü harçlığını veriyorum. Ekmek kolay kazanılmıyor. Bunun bilincinde olmasını istiyorum. Çocuklarımı ona göre yetiştirdim. Eğer bir gün bu işin başına da geçeceklerse patron olarak değil, işçi olarak geçeceklerini söylüyorum.

Satışla ya da üretimle ilgili herhangi bir kursa katıldınız mı?

Hayır, ben kendi çapımda bir ev hanımıydım. Yalnız ailem tüccar olduğu için ticaretin içinde yetiştim. Şimdi Büyükşehir Belediyesinin Aşçılık kursuna katılacağım. Ehliyetimi alacağım. Her şey yavaş yavaş.  Makinelerimizi bile kendi paramızı biriktirip alıyoruz. Kendi yağımızda kavruluyoruz. Servis yaptığımız arabayı bile daha yeni aldık. Ailem geniş, imkan sağlarlardı ama ben istemedim. Eşimle azar azar, kenara koya koya daha yeni alabildik. Binmeye korkuyoruz.

İşinizi teknolojiyle ya da reklamla destekliyor musunuz?

Açıkçası ona fırsat olmadı. O kadar ürün hazırlıyoruz, ufak bir amblem hazırlatsam gazeteye reklam versem, bunlar satışı çok etkileyecek şeyler. Ancak elemanıma parasını vaktinde vermekte sıkıntı çekmektense reklamım olmasın daha iyi.  Ben çalıştırdığım kişinin “ Bak kendi ne kadar rahat yaşıyor ama benim maaşımı vaktinde vermekten aciz” demesini asla istemem. Ben hala soğanımı soyuyorum, etimi karıyorum. İşçim ne yaparsa aynını bende yapıyorum. Beni kardeş gibi sevmelerinin nedeni de bu sanırım. Patron edasıyla hiç insan içine çıkmadım.

TÜRKİYE’NİN ÜNLÜLERİ KAPISINDA

Satışla ben ilgileniyorum dediniz. Nasıl yürütüyorsunuz bu işi?

Ben her sabah erkenden kalkıp Kuran’ımı okuyup tespihimi çekiyor sonra da rızkımın peşime düşüyorum. Hala nasıl iyi bir iş ayarlarım diye iş kovalıyor kapı kapı geziyorum. Kadın halimle her yere giriyorum. Yeri geliyor maliyetine veriyorum, yeri geliyor almak zorundasınız insanlar bundan ekmek yiyor diyorum. Büyük, adı duyulmuş firmaların yanında kadın başına bu pazarda tutunmaya çalışmak oldukça zor. Ama sağolsun Kayseri esnafımız, ağabeylerimiz yardımcı oluyorlar. Özellikle pastırmacılarımız. Biz aylık 4-5 ton mantı sıkıyoruz ancak kalitemizi bozmuyoruz. Bu nedenle tadan zaten bir daha vazgeçemiyor. Hacı Boydak bile mantılarımızı alıyor.

Peki ürünleriniz sadece Kayseri içinde mi satılıyor?

Hayır. İstanbul, Ankara, Bursa ve yeni yeni Alanya’ya ürünlerimiz gidiyor. Daha yeni İstanbul’da bir iş görüşmesinde bulundum. Haber bekliyoruz. Olursa büyük bir iş olacak. Gerçi yetiştiremezsem, altından kalkamazsam diye de korkmuyor değilim hani.
Aylık kazancınız nedir?
 
Ayda 2-3 ton mantı satıyoruz. Bu da parasal olarak 30-35 bin TL demek. İçinden maaşlar, vergiler, malzeme parası ve diğer giderler çıkınca elimize 3-4 bin TL kalıyor. Çok şükür alnımızın teriyle kazanıyoruz.
 
Son olarak işinizden memnun musunuz ve geleceğe dair hedefleriniz neler?
 
Tabi ki memnunum. Bu iş sayesinde ayrılan aileleri birleştirdik biz. Kadınların kendi ayakları üstünde durmalarına, ailelerine katkı sağlamalarına yardımcı olduk. Bir bakıyoruz aldığı parayla kadın çocuğunu okula yazdırmış, yaz okulu aktivitesine vermiş, hastaneye gidebilmiş. Kendini geliştiren kadın, gelişmiş bir nesil demek. Bunun önemine inanıyorum ben.