Hem girişimci hem lider

Gülden Türktan
KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı
 
Gülden Türktan, geçmişi başarılarla dolu, Türkiye’nin ayakları yere sağlam basan kadın girişimcilerinden biri, aynı zamanda Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) de Yönetim Kurulu Başkanı. Üstelik sadece Türkiye çapında kadın girişimcilerin haklarını savunup onların yolunu açmakla kalmıyor, kendi kurduğu işletmelerle de bizzat kadın girişimcinin başarılı bir örneğini oluşturuyor. Gülden Türktan bizlere hem KAGİDER’i hem Türkiye’de kadın girişimciliğini hem de kendi girişimlerini anlattı.
 
Röportaj: Ece Baban
 
Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Nasıl başladı bu başarı serüveni?

Geriye dönüp baktığımda gördüğüm iki önemli başarı nedenim var. Birincisi "keep calm and carry on" yani “moralini bozma ve yola devam et”. Amaçlardan ayrılmadan, başarı için ilerleyebilmek çok önemli. Ben bunu başarabildiğimi düşünüyorum. İkincisi ise çalışmak. Çalışmadan yol almak mümkün değil. “Daha sonra çalışırım” diye bir şey yok. Hemen o an çalışıp işi çözmeniz gerekiyor.
 
İyi bir eğitim ve tepe yöneticiliğine kadar uzanan başarılı bir iş hayatınız var. Kadın yönetici olmanın zorlukları nelerdi?

Yöneticilik hayatımda, kadın olmanın avantajını da dezavantajını da yaşamadan sadece çalışkanlığım ve başarı gayretim ile ayakta kaldım. Başarı çıtasını yukarı taşıdım diyebilirim. Buradaki en önemli destek de yöneticilik yaptığım şirketlerdeki takım arkadaşlarım oldu. Organizasyonlarda tek kişilik rol yok. Kazanan her zaman takım oyunu. “Tek başıma kazanırım” diyen bir gün mutlaka alt oluyor ya da küçük kazanımlar alıyor. Büyük ve sürdürülebilir kazanım için takım oyunu şart.
 
KAGİDER fikri nasıl ortaya çıktı?

Türkiye’de kadın girişimciliği konusunda ilerlemeler 2000’li yıllarda başladı. Türkiye’deki girişimcilik ve işverene saygı olgusu da yine bu yıllarda yavaş yavaş ve ekonomik gelişmeye paralel olarak oluştu. KAGİDER’in kurulma tarihi de 2002 senesidir. Bu bağlamda, Türkiye ekonomisinin değerlendirilmeyen en büyük kaynağının kadınlar olduğunu düşünen içlerinde benim de bulunduğum birbirinden değerli 37 girişimci kadın bir araya gelerek kadın girişimciliğini geliştirmek yoluyla ekonomik ve sosyal yaşamda kadının konumunu güçlendirmek vizyonuyla KAGİDER’i kurduk.
 
Kadın girişimcileri bir araya toplamanın ekonomideki kadın gücüne etkisi nasıl oldu?

Kadın girişimcileri bir dernek çatısı altında birleştirmek, kadınların ekonomiye katılması önündeki engelleri görünür kılmak ve sorunlara çözüm aramak için oldukça önemli bir adım oldu. Dernek bünyesinde gerçekleştirdiğimiz kadın güçlenmesi adına yaptığımız çalışmalarla yaklaşık 12 senedir emin adımlarla ilerliyoruz. Yaptığımız çalışmalarda edindiğimiz deneyimler sonucu söyleyebilirim ki kadınlar ekonomik hayatta yer almayı gerçekten istiyor ve çalışmak isteme girişimlerine destek arıyorlar. Kadınların kadınlara olan desteği ile elde edilen sonuçlar kadının istihdamdaki yerini arttırıyor.
 
 
KAGİDER ile yeni iş girişimleri ve kadınların içinde yer aldığı yeni yapılanmalar gerçekleşti mi?

KAGİDER olarak bizler kurulduğumuz tarihten bu yana istihdam ve girişimcilik alanındaki sorunları çözmek için ulusal ve uluslararası görev gruplarında liderlik yaptık. Özel sektörde kadın savunusu ile işverenlere önemli bir mesaj verdik: “Kadın istihdamını arttırmak hepimizin ortak sorumluluğudur”. Ekonomi, siyaset ve yaşamın her alanında kadın güçlenmesi için kanun koyucu ve uygulayıcıları etkilemek ve özel sektörü kadın dostu yapmak kadar, bu çalışmaların kamuoyunda yankı bulmasını ve toplum tarafından sahiplenilmesini sağlamak üzere aktif bir iletişim stratejisi benimsedik. KAGİDER çatısı altında Türkiye’de kadın girişimciliğinin gelişmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Girişimci kimdir, nasıl bir etki yaratır ve neden ekonomi için olmazsa olmazdır sorularına faaliyetlerimiz ile yanıt veriyoruz. KAGİDER’in gerçekleştirdiği ve bunlara benzer projeler sayesinde kadınların çalışma hayatına dahil olmasına katkıda bulunuluyor ve iş hayatlarında başarılı adımlarla ilerlemeleri için destek veriliyor. Bu gibi projelerin daha fazla desteklenmesi ve yaygınlaştırılması gerekmektedir. Bizler yaptığımız çalışmalar sonucunda güzel başarı hikâyelerine şahit oluyoruz. Bu olumlu etkinin devam etmesi ve sürdürülebilir olması gerektiğine inanıyoruz.
 
Türkiye’de kadının ekonomiye katkısını arttırmak için neler yapmak gerekiyor?

Kadın girişimciliği ve istihdamı konusunda en temelde kültürel engeller olarak tanımladığımız, kadın erkek eşitsizliğine, toplumsal cinsiyet rollerine dayalı engeller var. “Kadının yeri evidir, kadın ailenin bir parçasıdır, kadının asli sorumluluğu ev işleri ve çocuk bakımıdır” gibi yerleşmiş ataerkil düşünce biçimleri aslında kadının istihdamda, girişimcilikte, toplumsal ve siyasi yaşamın her alanında önündeki temel engelleri oluşturuyor.

İş yaşamı ve evdeki bakım sorumluluklarını bir arada yüklenen kadınlar, hem zaman hem emek açısından eşit olmayan bir durumda kalıyor. Çocuk bakım hizmetlerinin olmaması ve çocuk bakım sorumluluğunun kadınlar tarafından üstlenilmesini gerektiren toplumsal yapı gereği, kadın çocuk sahibi olduktan sonra işgücünden çekilmek zorunda kalıyor.

Çalışan kadının iş hayatındaki rolünün azalması, işverenin kadın çalışan sayısında tasarrufa gitmesi ve uzun vadede kadının ekonomiye verdiği katkının azalmasının vahim sonuçlar doğurabileceğini düşünüyoruz. Kadınları emek piyasasına çekecek yeterli sayı ve kalitede işlerin yaratılması, hükümetin makroekonomik politikalarının önceliği haline gelmelidir. Özellikle kadın istihdamı düzenlemeleri her açıdan değerlendirilmelidir. Bazı destek mekanizmalarının olası olumsuz etkileri gözden geçirilmelidir. Öncelikli olarak yapılması gereken kreş konusunda ülke genelinde teşvikler sunulmasıdır. Kadınların istihdamının devamlılığı için kreş olmazsa olmaz bir haktır.
 
Oteliniz var. Butik otel fikri nasıl oluştu?

Şirketim için gerek İsviçre'de, gerek İtalya'da, gerekse Fransa'da uzun yıllar eğitim vermek amaçlı gezdiğim her otel butik oteldi. Her otel birbirinden farklı ve birbirinden güzeldi. Benim butik otelcilik girişimim neredeyse 2003 yılına dayanıyor. Yani Türkiye'de butik ve küçük otelciliğin neredeyse hiç bilinmediği bir dönemdi. Her odanın farklı olması fikri herkese son derece farklı ve hatta bazen kabul edilmez geliyordu. Otelin içi döşenirken “bunu böyle yapacağınıza, formika bir yatak başı ısmarlayabilirseniz, doğru otelcilik yaparsınız” diyen pek çok kişiye rastladım. Hatta bu döşeme tarzının ve farklılığın başıma iş açacağı bile söylendi. İş insanı olmanın içinde başkasının vizyonunu görebilmek ve ona göre hareket edebilmek veya tedbir almak da yatıyor. “
Ekonomik anlamda desteğe ihtiyacınız oldu mu? Kredi kullandınız mı?

Kredi desteği almadım. ‘Bu doğru mu?’ derseniz, doğru değil ve bir çözüm de değil. Ancak, butik otelimiz her zaman yatırımcıya çekici geldi. Her yıl ya bir satın alan vardı ya da işletmek isteyen vardı. Her yıl yatırım yapmamızın önünde bu satış veya işletmeye verme ihtimali duruyordu. Ama döngü nasıl oluyorsa oluyor ve her mayıs ayında yine iş başa düşüyor, benim yaza hazırlamam gerekiyordu. Kredi sürecini yaşayacak vakit hiçbir zaman kalmadı. Bu da kredi kullanamamaya yol açtı. Kendi yağı ile kavrulan bir işletme oluştu.

Yaptığınız işten istediğiniz sonuçları alabildiniz mi? İleriye dönük hedefleriniz neler?

Çok güzel bir söylem ve soru “yaptığınız işten sonuç alabildiniz mi?” Herhangi bir girişimcilik ne zaman sonucunu verir pek bilinmez. Herhalde satılırken sonuç verir. İleri dönük olarak oteli yeni bir yapıya kavuşturmak gibi hedeflerim var. Ancak, en önemli geri dönüş burayı ziyaret edenlerin buradan huzur bulduklarını ve güzel hatıralarla ayrıldıklarını söylemeleri. İleriye dönük projem ki çalışmalarımız henüz başladı, adı “be better” olacak. Sağlık ve bir nebze de olsa gençliği geri kazanma ile ilgili bir proje. Ancak, henüz lansman hazırlıkları aşamasında ve çalışmalar devam ediyor. Programın detayları çıkınca, elbette sizlerle zevkle paylaşırım.

İş dünyasına atılacak genç kadın girişimcilere önerileriniz neler?

İş dünyasına girmek kolay bir girişim değildir. Genç girişimcilere tavsiyem, öncelikle hangi alanda çalışmak istediklerine karar verip, karşılaştıkları zorluklar karşısında hemen pes etmemeleri olacaktır. Özverili, sabırlı, riski göze alarak girişimlerde bulunduklarında çalışmalarının başarıya ulaşacağı inancındayım. Genç kadınlara verebileceğim en önemli önerim ise, üniversite eğitimlerinden sonra, pes etmeden iş hayatına atılmaları ve çalışmaya devam etmeleridir. Okul bitirdikten sonra evde oturmak yerine, hem ekonomiye hem de kendilerine değer katmaları ülkemizde kadın güçlenmesi adına önemlidir. Gençlere öncelikle kuracakları girişim için sermaye birikimlerini oluşturmalarını öneririm. Arkasından da sürdürülebilir bir vizyon ve kurgu oluşturmak gerekiyor. Öneri ve öğüt en sevilmeyen öğeler ama bazen öğüt vermemiz kendi birikimimizi yansıtmamız gerekiyor. Vesile olduğunuz için teşekkür ederim.