Ankaralı kadın girişimci Mehlika Gider iş hayatına, öğrencilik yıllarında kitap satarak başladı. Kariyerinin ikinci durağında İngilizce öğretmeni oldu. Daha sonra hayallerini gerçekleştirmek için devlet memurluğundan istifa etti. Bir arkadaşının ofisinde yeni kariyerine adım attığında 40’lı yaşlarının başındaydı. İlk pasaportuna da yine o yaşta sahip oldu. O günden bu yana geçen zaman içinde ilk şirketini ikincisi izledi, pek çok ülke dolaştı, onlarca kişiye iş imkânı sağladı… Gelecek planları arasında uluslararası başarılara imza atan bir yapımcı olmak var.

Röportaj: Emel Lakşe

Öğretmenlik yaparken sizi birdenbire bambaşka bir mecraya iten ne oldu?

Öğretmenliğe başlamadan önce, üniversite yıllarında çalışmaya başlamış bir öğrenci olarak özel sektörün hareketliliğine çok alışmıştım. Sanatçıların kullandığı “sahne tozu yutmak” tabiri sanırım benim için de geçerli. Özel sektörde kişi risk almayı öğreniyor. Çalıştıkça daha çok kazanmanın tadına varıyor. Daha çok başarı, daha çok aferin istiyor... Yani biz de aslında özel sektörde sahanın tozuna kapılıyoruz... Memur bir ailenin çocuğu olunca insanın üzerinde aile baskısı oluşuyor: “Kızım asaletin tasdiklensin, öğretmenlikle hayatın garanti altına girsin” sözleri ile devlet memurluğuna başladım. Ama öğretmenlikte de hep projeler üretmeye devam ettim. Ben ağırlıklı olarak Kız Meslek Liselerinde görev yaptım ve kız öğrencilerle beraberdim. Onlarla birlikte defileler düzenledik, basında haber olup okulumuzun adını duyurmaya çalıştık, organizasyonlar yaptık. Hatta henüz Ankara’da Atakule’yi görmemiş öğrencilerimiz AB projesi ile Londra’ya gitti. Tüm bunlar olurken bakanlığa başvurdum; bu girişkenliğimi, hevesimi daha büyük projelerde kullanmak istedim ancak hiçbir şekilde görev alamadım... İngilizce öğretmeniydim ama bir süre sonra derslerin de azlığı neticesinde baktım ki mevcut İngilizcem bile geriliyor. Ve mutsuzdum. İşte o zaman karar verdim. Artık 40 yaşıma yaklaşmıştım ve kendi şirketimi kurmak istiyordum.

Ve yüreğinizin götürdüğü yere gitmeye karar verdiniz…

En az yatırımı yaparak, kimseye muhtaç olmadan, kimseden bir şey istemeden ne yaparım diye düşündüm. Ofisim bile yoktu. Üniversite yıllarında da kitap satarak başlamıştım ve kendimi bir satış elemanı olarak görüyordum. Tanıtım sektöründe yer alarak sanayicilere ulaşabilirim diye düşündüm. Ama önce tanıtım sektöründe ne var, ne yapılıyor anlamalıydım. Gazete ilanı ile grafik dersi veren bir hanım buldum. En azından bu sektörde çalışanların ne yaptığını anlamaya çalışayım dedim ve verilen telefon numarasını aradım. Ama tabii 3-4 derste bilgisayar ekranı başında oturmak beni boğdu. Ben insanlarla iletişim halinde olmalıydım. Bu arada kendine ait reklam ajansı olan bir arkadaşımın aldığı ancak çeşitli sebeplerle yürütemediği bir projesi vardı. Bana “Gel beraber yürütelim bu projeyi” dedi. Bir şirket kurarak mevcut işi yürütmeye karar verdik. Tabii projenin sonunda özel sektörde hep yaşanan ortaklık krizi bizi de buldu. İşin sonunda ben dışarıda kalmıştım ama güzel bir tecrübe ile… Hem bir network kazanmış hem tecrübe edinmiştim ve kendi başıma devam etmeye karar verdim.

Yapım şirketiniz böyle mi doğdu?

Evet, o sırada yine mevcut bir projenin devamı için beni aradılar. Tamam deyip işi yapmaya başladım. Ortada şirket bile yoktu. Bir arkadaşımın ofisinde bir masada işe başladım. İşin bitimine yakın fatura kesme zamanı gelince fark ettim ki benim faturam yok. Ve ben hala öğretmenim. İşin hukuki yanlarına bağlı kalarak onlar da tabii anlayış gösterdiler. Daha sonra bir grafikerle tanıştım bu arada ilk kazandığım para ile bir ofis tuttum ve yavaş yavaş düzenlemeye başladım. İlk çalışanım sevgili Zeynep hem grafiker hem sekreterdi hem de muhasebe ile ilgileniyordu. Ben öğretmenlikten kalan zamanda dışarıda iş görüşmelerine başladım. Tabii bu arada bir anneyim, ilkokula giden bir oğlum var.

Sonra başka bir kurumla küçük bir çalışmam oldu. Yurtdışında faaliyet gösteren bir devlet kurumuydu. Farklı ülkelerde Türkçe eğitim merkezleri açacaklardı. Türkiye’de yapacakları bir organizasyonlarında ücretsiz hizmet vermeyi teklif ettim. Orada kendimi ve ekibimi gösterme şansım oldu. Ve bana bir sonraki açılış organizasyonlarını teklif ettiler.

Bu arada hala öğretmensiniz, değil mi?

Evet, hala öğretmenlik yapıyordum ve daha pasaportum bile yoktu. Artık bir karar vermem gerekiyordu. İzin ya da rapor alarak bunu yapamazdım. Kendime yakıştıramadım. Bakmakla yükümlü olduğum bir oğlum olmasına rağmen riski göze alıp istifa ettim. Ve 40 yaşımda hayatımda ilk kez pasaport sahibi oldum. 40’ımdan sonra pek çok başkent gördüm. Bunlar olurken üyesi olduğum zihinsel engellilerle ilgili bir derneğin yararına televizyon programı yapma fikri gelişti. TRT’ye gittik bir yapım firması ile gelmeniz gerekiyor dediler. Araştırdık, bulduk, onların kanalı ile başvurduk, kabul edildi. İşi yürütürken bir baktım içerikle ilgili her şeyi biz yapıyoruz, derken niye bu işi ben yapmıyorum dedim ve şirketin uzantısına prodüksiyonu da ekleterek bir proje hazırladım ve başvurdum. Proje anlamlı ve evrensel bir belgeseldi. Kabul gördü ve ben yine bu konuda dışarıdan bir ekiple çalıştım. Ekip 8 ülke dolaşarak çekimleri gerçekleştirdi. Bundan çok keyif aldım, çok mutlu oldum ve elimdeki her projeyi artık tek bir çatı altında birleştirmeye başladım. Yavaş yavaş ekibimiz kalabalıklaştı ve çalıştığımız firmaların tanıtım filmlerini, organizasyonlarını yaparken çekim işlerini de yapmaya başladık. Giderek adımız duyulmaya başladı.

Şimdi düşünüyorum da oğlumla birlikte bir öğretmen maaşıyla orta halli geçiniyorken şimdi de çok farklı standartlarımız yok doğrusu ama artık projelere dayalı olarak neredeyse 35-40 kişiye istihdam sağlıyorum ve çok daha mutluyum. En azından pek çok genç girişimciye böyle bir katkım var.

Tam da yeri gelmişken sıfırdan başlamak isteyen girişimcilere neler önerirsiniz?

Risk almak önemli. Girişimci demek risk alan demek. Bütün imkanları ve fırsatları değerlendirip kullanmaları gerekiyor. Bugün en önemli sermaye network. Sadece bir merhabanız olan kişi yarın size çok farklı bir fikir veya öneriyle gelebilir, ummadığınız kapıları açabilir. İnsan ilişkilerini iyi kurmak, kendini doğru anlatmak ve iç disiplinini korumak çok ama çok önemli. Ve tabii istemek. Bir hayaliniz varsa onun peşinden gitmelisiniz.

İlk başta finansal desteğinizi nereden sağladınız?

Her bir iş, bir diğer işin finansmanını ve şirketin devamlılığını sağladı diyebilirim. Sermayesiz bir işe başlamak gerçekten zor ama işletme giderlerini en aza indirip dışarıdan proje bazlı çalışarak kazandığımızı bölüşerek başladım ve kazandığımı hep şirkete yatırdım. Kendim uzun zaman sınırda yaşadım ama bugün bu stratejinin meyvelerini yiyoruz hep beraber.
Banka kredisi kullandınız mı ya da kullanmayı düşünüyor musunuz?

Kullandım tabii kullanmaz olur muyum? KOSGEB kredisi, banka kredisi... Hâlihazırda da kullanıyorum. Çünkü bir proje aldığımızda da finansa ihtiyacımız olabiliyor ve bu ihtiyaçlarımı da banka aracılığı ile gerçekleştiriyorum.

Tüm hayalleriniz gerçekleşti mi, yapmak isteyip de henüz yapamadığınız bir şey var mı?
Yapımcı olarak yeni projelere imza atmak istiyorum, mesela yakında bir kısa film festivaline bir filmimizle katılacağız, artık merdivenlerde biraz daha yükselmek, uluslararası projeler yaparak başarı kazanmak istiyorum. Polonyalı bir firma ile ortak bir yapıma imza atacağız. Onun heyecanını yaşıyorum bu aralar. Bu işlerin hiçbiri aklımın ucundan bile geçmezdi.

Sizin aynı zamanda kadın girişimciler için de çalışmalarınız var. Derneğinizden ve projelerinizden bahseder misiniz?

Evet, tüm bunlar yaşanırken ANGIKAD (Girişimci İş Kadınları ve Destekleme Derneği) ile tanıştım. Kapılarına gittim, beni de aranıza alın dedim. Bugün aynı derneğin yönetiminde aktif rol alıyorum. O kadar inanılmaz başarı öyküleri, o kadar güçlü karakterli kadın girişimciler var ki. Ve ben de onlardan o kadar çok şey öğreniyorum ki… Kredi olanakları, proje destek fırsatları, iş imkânları... En çok genç girişimcilere yönelik projeler üretiyoruz. İş dünyasında kadın ve erkek eşit haklara sahip ancak bu hakları eşit olarak kullanamıyoruz. Bu konuda projeler üretiyoruz, sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Hatta 10 Nisan’da “İş dünyasında toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalık haftası” adlı etkinliğimizin bir parçası olarak 12 iş kadını “VE KADIN” adlı tek perdelik bir tiyatro oyunu ile sahneye çıkıyoruz. Bu oyunun geliri tamamen bursiyerlerimize fon olarak aktarılacak.