Sevda Arıkan Dünya devlerinin artık ortaklık ve satın alma tekliflerinden vazgeçtiği duayen kadın sanayici  ile girişim hikayesini ve hedeflerini konuştuk…
 
Çin’e bile deterjan satıyor

Uzay Kimya’nın Yönetim Kurulu Başkanı Sevda Arıkan Türkiye’nin az sayıdaki kadın sanayicilerinden. Birçok yenilikçi temizlik malzemesinin ilk yerli üreticisi. Dünya devlerinin egemen olduğu pazarda kıran kırana rekabet ediyor…

Her alanda “Çılgın Türkler”imiz var. İş dünyasında da öyle… Kadın sanayici sayısının parmakla gösterilecek kadar az olduğu Türkiye’de ilklere imza atan ve P&G, Unilever gibi dünya devlerine kafa tutan Sevda Arıkan da bizce “Çılgın Türk” tanımlamasını hak ediyor.
Arıkan birçok kadın sanayici gibi babadan kalan işi devralmadı. Emekli olduktan sonra 1983’te kendi işini kurdu. Yüksek kimya mühendisi olan Arıkan evinin mutfağında geliştirdiği formüllerle üretime başladı. Bugün iş hayatında 45 yılı geride bıraktı. Küçük bir atölyede başladığı üretimini bugün Hadımköy’deki fabrikasında sürdürüyor.

Arıkan, temizlik sektöründe birçok ilke de imza attı. İlk yerli mobilya cilası, bulaşık makinesi deterjanı, halı şampuanı Arıkan’ın imzasını taşıyor. Uzay, Giz ve Benim markalı ürünleriyle sektörde rekabet eden Arıkan, halen yenilikçi ürünler peşinde koşuyor.

25 yıl önce bir kadın girişimci olarak iş kurmak bugünden daha mı zordu?

Bizim zamanımızda girişimcilik diye bir kavram yoktu. Ben ne yaptığımı bilmeden yaptım. Emekli olduktan sonra evimin mutfağını laboratuvara çevirdim ve ilk formüllerimi geliştirdim. Güngören’de  30 metrekarelik bir dükkan tuttum. Hobi gibi üretime başladım. Sipariş üzerine bir şeyler üretip satarım diye düşündüm. Profesyonel çalışma hayatım sırasında eşim Necati Arıkan ile birlikte dil öğrenmek için iki yıllığına Amerika’ya gitmiştim. Orada biraz piyasa araştırması yapmıştım. O zamanlar Türkiye’de bulaşık deterjanı, mobilya cilası gibi ürünler yoktu. O boşluğu hissettim.

İlk sermayeniz ne kadardı?

İşe başladığımda hiç sermayem yoktu diyebilirim. Yıllarca profesyonel çalışınca piyasada bir isminiz oluyor. Vadeyle ambalaj malzemesi ve makine aldım. Sattıkça ödedim. Zaten o zaman söz geçiyordu, çek-senet de yoktu.

Markalarınıza neden Uzay ve Giz adını koydunuz?

İlk ürettiğimiz mobilya cilasına Uzay, bulaşık makinesi deterjanına Giz markasını verdik. Geleceğin ürünleri olduğunu düşündüğüm için Uzay dedim. Kimya biraz sırdır diye düşünerek Giz dedim. O zaman şimdiki gibi gümrük kapıları açık değildi. Türkiye’deki raflar boştu; perakendecilik yeni başlıyordu. Marketler rafları dolduracak yeni ürün peşindeydi. İlk halı şampuanı ve leke çıkarıcıları da biz ürettik.

İlkleri üretmeye devam ediyor musunuz?

Zaten misyon olarak her yıl iki üç yeni ürünü hedefimize koyuyoruz. 2012’de rekor kırdık, 14 yeni ürün çıkardık. Deniz Temiz Derneği ile denizlerde yüzde 95 oranında parçalanabilen deterjanlar yaptık. Bu sene onları daha da çeşitlendirdik. Bulaşık makinesinin jel deterjanını da Türkiye’de ilk biz ürettik. İki uluslararası rakibimiz ithal ediyor. En son bebekler için Benim markasıyla ürünler çıkardık. Plastik temizleyiciyi de yeni çıkardık, onu da Türkiye’de bizden başka üreten yok.

Laboratuvara giriyor musunuz?

Girmiyorum ama her hafta toplantımızda ne yapıldığını takip ediyorum. Fikir olarak yönlendirme yapıyorum.

Dünya devleriyle rekabet ediyorsunuz. Rekabet nasıl gidiyor?

Üstte dünya devleri, altta da merdiven altı üretim yapanlar var. Biz ortadayız. Maalesef yıllardır Türklerin yabancı marka bağımlılığını kıramadık. Kendi malımızı tüketerek zenginleşebiliriz. Ekonomik milliyetçiliğin farkında değiliz.
 
 
Devler sizin firmanızı almak istemediler mi?

İlk yıllarda her sene birkaç kez geliyorlardı ama sonra bizi tanıdılar. “Gelin kendi markanızla uğraşmayın, beraber çalışalım, bize üretin” diyorlardı. Tabii bu markayı yok etmek için bir taktik. Benimki duygusal bir bağ. Bir yerden sonra burası kendi çocuğunuz gibi oluyor. O nedenle satma işine yanaşmadım. Eskiden Türkiye’de markası olan uluslar arası firmalar gelirdi; şimdi sektöre yeni girmek isteyen bazı yabancı firmalarla temasımız oluyor. Fonların da başka beklentileri oluyor; onlarla da uzlaşamıyoruz.

Dünya devleri çok reklam yapıyor? Siz neler yapıyorsunuz?

Reklam kulvarına girmedik. O kulvara giren yerli firmalar çok büyük paralar kaybettiler; batanlar oldu. Biz numune ve örneklerle tüketicilere ulaşmak istiyoruz. Marketlerdeki elemanlarımızla tanıtıp, tüketicilere yönelik şovlar yapıyoruz.
 
Üretim tesisleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

Fabrikamız Hadımköy’de, 3 bin metrekare kapalı alan üzerine kurulu. 40 kişilik kadromuz var. Tesislerimiz otomatik. Hammadde çuvaldan çıkıyor, paketlemeye kadar el değmeden üretiliyor.

İhracat yapıyor musunuz?

Üretimimizin yüzde 15’ini ihraç ediyoruz. En büyük pazarımız Mısır. Oradaki bütün marketlerde kendi markamızla satıyoruz. Bir bekleme dönemi oldu ama yeniden sevkiyata başladık. Rusya, Yunanistan, Suriye, İsrail gibi ülkelere özel markalı (private label) ürünler gönderiyoruz. En son Çin’e de bulaşık deterjanı gönderdik.
 
Cironuzu öğrenebilir miyiz?

Bizim sektörde cirolar söylenmiyor. Ciddi bir rekabet var.

Piyasalar genel olarak nasıl?

Kötü değil. Yazdan hafif bir durgunluk var ama yakında normale döneceğini düşünüyorum. Satışlarımız eylülün ikinci yarısından aralığın ikinci yarısına kadar pik noktaya çıkar.
Hobisi tur organize etmek
 
Sevda Arıkan’ın en büyük hobisi seyahat etmek ve yeni ülkeler tanımak. Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrika, Güney Amerika…
 
Gitmediği yer kalmamış. Bugünlerde daha önce de gittiği Çin’e tekrar gitme planı yapıyor. Arıkan, “Evde büyük bir haritam var. Gittiğim ve gitmediğim yerleri işaretliyorum. Sekiz kişilik bir gurubumuz var. Tur şirketleriyle gitmiyoruz. Her şeyi ben organize ediyorum” diyor. Farklı kültürleri görmenin insanın ufkunu açtığını belirten Arıkan, “Seyahatlerimde dünyanın neresinde olursam olayım yarım günümü marketlere ayırırım. Bir de küçük numune getirme çantam vardır” diye konuşuyor. Sevda Arıkan’ın Demet ve Aslı adında iki kızı var. 2013 ona uğurlu gelmiş. İki kızından da bir ay arayla torunları Melisa ve Eliz dünyaya gelmiş. Arıkan’ın en büyük torunu Ela ise sekiz yaşında.
 
Yeni kadın girişimciler peşinde...
 
Sevda Arıkan, İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Fakültesi’nden 1968 yılında mezun oldu. Deva Holding ve Başer Kimya’da 15 yıl çalıştı. Emekli olduktan sonra kendi işini kurdu. İş hayatında bu yıl 45’inci yılını kutluyor. Arıkan, sosyal yönü güçlü bir kadın sanayici. Üç dönemdir İstanbul Sanayi Odası’nda sektörünü temsil ediyor. İSO 19. Grup Meslek Komitesi Başkanı olan Arıkan, sanayide kadınların çoğalmasından memnuniyet duyduğunu dile getiriyor. Fındıklı Rotary Kulübü’nün üyesi olan Arıkan, iki yıl önce kulübün genel sekreterliğini üstlendi.
 
TOBB’un İstanbul Kadın Girişimciler Kurulu Çevre Komitesi Başkanı olan Arıkan yeni sosyal sorumluluk çalışmalarını şöyle anlatıyor: “Belediyelerle işbirliği yaparak okullarda, velilere ve kadınlara atıkların ayrıştırılması konusunda eğitim vereceğiz. Bir yarışma yapıp, atıklardan bir kadına iş kurdurmayı hedefliyoruz. ÇEVKO ile bazı çalışmalar yapma planlarımız da var.”
 
Haber: Rahime Baş Uçar-Para