“Benim için Halkbank’ın yeri hep ayrı olmuştur.”

Vennas Akyol Haznedar, Samsunlu bir kadın girişimci. Çarşamba Havaalanında bir büfeden catering şirketine ve butik otele kadar uzanan bir yaşam öyküsünün kahramanı. Kendi şansını kendi yaratanlardan… Ailesinden gizli olarak girdiği bir ihale ile başlayan kariyer çizgisinin bugünlere gelmesinde ilk günden beri yanında olan Halkbank’ın da payı olduğunu düşünüyor. 
  
Sizinki tam bir başarı öyküsü. Bu öykünün nasıl başladığını öğrenebilir miyiz?

Başlangıcı biraz duygusal bir hikaye…1999 yılında ailemden gizli bir şekilde havalimanı dahilinde yer alabilecek tüm işletmeler için birer dosya hazırlayarak yola koyuldum. Son derece bilgisiz ama yürekli bir şekilde dosyalarımı teslim ettim ancak eksik evrak sebebi ile dosyalarım reddedildi. Bu başvurularım içinden sadece  havalimanındaki büfe ihalesini kazanabildim. Böylece hizmet sektöründeki ilk işletmecilik deneyimime başlamış oldum. Zamanla işi öğrendikçe ve sivil havacılığın gelişmesi paralelinde sefer sayılarının artışı ile meydan dahilindeki diğer işletmelere talip oldum. Sırası ile café, otopark  ve restaurant ihalelerine girdim. Bu ihaleleri de kazanarak işletme hakkını devraldım. 2006 yılında ise en gurur verici işim olarak değerlendirebileceğim, Ulaştırma Bakkanlığı’ndan uçak cateringi ruhsatını alarak, ülke çapında aynı işi yapan 5 firmadan birisi oldum. 2010 yılında da  verdiğimiz hizmetleri havalimanı sınırları dışına taşıyarak, Samsun’un en gözde beldesi olan Atakum sahilinde bir butik otel açtım.
Herkes bana bu yatırımı neden büyükşehirlerden birinde değil de Samsun’da yaptığımı sorar. Ben ekmeğimi Samsun’da kazandım. Bu nedenle kendimi öncelikli olarak doğduğum, büyüdüğüm şehre güzel bir mekan kazandırmaya borçlu hissettim.

O ilk büfeyi açmadan evvel bir çalışma hayatınız var mıydı? Bir gün kalkıp iş kuracağım dediğinizde ailenizden ve çevrenizden ne gibi tepkiler aldınız?
Evet, aileme ait iş yerinde kısa bir süre çalıştım. Kendi işimi yapmaya karar verdiğimde ise bunu aileme açıklamam hiç kolay olmadı. Ataerkil yapıya sahip bir aileden geldiğim için başlarda onlardan gizli hareket etmek zorunda kaldım. Havalimanı dahilinde büfe işletmeciliğini devraldığım dönemde de bu durumu bir süre gizlemek zorunda kaldım. O zamanlar havalimanına günde yalnızca bir uçak iniyordu. Bu nedendendir ki herkes işlerimin iyi gitmeyeceğini ve buna bağlı olarak da erken pes edeceğimi düşünmüştü. Ancak öyle olmadı. Sabrım ve inancım sayesinde şükürler olsun ki bu günlere geldim.

Çalışacağınız sektörü neye göre belirlediniz? Ve neden hizmet sektörü?
Ben insanları seviyorum, mutfağı seviyorum. Mutfaktan çıkanların insanları nasıl mutlu ettiğini görmeyi seviyorum. Havalimanları da hep ilgimi çekmiştir; onların şehirlerin ve ülkelerin önyüzü olduğunu düşünmüşümdür hep. Bu duygum ve o zamanın şartları ilk olarak havalimanında işletmeci olmama sebep oldu belki de… Restaurantı  açarkenki düşüncem, şehrimize gelen misafirlerimize kalite ve hijyenin buluştuğu bir noktada A plus hizmet verme duygusuydu. Hizmet sektöründe insanlara kaliteyi sunmak ve onları mutlu edebildiğimi görmek, benim için en büyük başarı  diyebilirim.
 
İlk büfenizi açarken ya da daha sonraki aşamaların herhangi birinde maddi destek aldınız mı?
İnanır mısınız ilk büfeyi açtığımda beş kuruş param yoktu. Çalışmama izin vermezler korkusu ile ailemden gizli olarak girdiğim bu yolda çok sevgili dostum, Samsunlu iş adamı Recep Hun en büyük destekçim oldu. Onun işletmelerinden açık hesapla  ufak mal alımları yapıyordum. Öyle ki ürünleri kaça satacağımı bilmiyor, fiyatları bile ondan alıyordum. Ve yine onun sayesinde ülkenin lider konumundaki bir çikolata markasının tabelasını büfe girişine astırarak reklam parası aldım. Bu parayla da ilk iş olarak büfemi dekore ettirdim.

İlk başta aklınızdan, yüreğinizden neler geçiyordu? Ya başaramazsam korkusu yaşadınız mı?
Ben çalışma azmime, çalışkanlığıma hep güvendim. Tabii ki ticaret bu, ufak tefek korkularınız söz konusu olabiliyor. Ama bu korkuların hayatımı  şekillendirmesine hiçbir zaman izin vermedim. Hep içimden gelen sesi dinledim.

İlk olarak kariyerinizin hangi aşamasında “tamam, artık sırtım yere gelmez” dediniz? 
Hiçbir zaman demedim. Ticaret bu, yarın kimin ne olacağını Allah’tan başkası bilemez. Ama hedeflerimi hep doğru tuttuğumu düşünüyorum. Eğer ki kimsenin hakkını yemezseniz, dürüstlüğünüzden ve çalışkanlığınızdan ödün vermezseniz çıktığınız yolda karşılaşacağınız zorlukların sizin azminizin önüne bir engel olarak durabileceğini de düşünmüyorum.

Kadın girişimcilere verilen desteklerden yararlandınız mı? Bankalarla ilişkileriniz nasıl?
Otelin kurulumu esnasında Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı ve KOSGEB’den proje esaslı bazı destekler aldım. Bu sebeple Kalkınma Ajansı’na ve KOSGEB’e sonsuz teşekkür etmek isterim.

Ayrıca Halk Bankası’nın benim için ayrı bir yeri olduğunu söyleyebilirim. İlk teminat mektubumu aldığım ve kredilerimin de hep destekçisi olan, iş hayatına ilk atıldığım tarihten bugüne çalışmaktan hiç vazgeçmediğim tek banka diyebilirim.

Kendi işini kurmak ve kendi ayakları üzerinde durmak isteyen kadınlara ne önerirsiniz?
Ben bu dünyada kadın olmanın bir şans olduğuna inanan insanlardanım. Hayatta insan olabilmek zordur, kadın değil. Öncelikli olarak kendilerini keşfedip, hangi işi severek yapacaklarını düşünsünler. Eğer ki işe buradan başlarlarlarsa sonunda başarıya mutlaka ulaşırlar. Kendilerine hep güvensinler ve hiç kimsenin, hiçbir zorluğun onları yollarından çevirmesine izin vermesinler. Kadınlarımızın isteklerinin üzerine gerçekten eğildiklerinde başaramayacakları bir işin olmadığını düşünüyorum ve genç kadın girişimcilerimizi hep yürekten destekliyorum.

Herkes için başarının sırrı farklı; sizin öykünüzde zirveye çıkan basamakları tırmanmanızda neler etkili oldu?  
Allah’a olan sonsuz inancım, cesaretim ve çalışkanlığım. Bir de yaptığım işe yüreğimi koydum. En önemlisi de  bilmediğim hiçbir şeyi biliyorum diye iddia etmedim. Bilmiyor olmaktan  da hiçbir zaman utanmadım. Öğrenmek için bazen aynı şeyi defalarca sordum. Çünkü tek derdim namusumla ve onurumla para kazanıp hayata karşı dimdik durmaktı.

Gecemi gündüzüme katarak, insanüstü bir performansla hep daha iyiye kavuşmak için durmaksızın çalıştım. Başardıkça mutlu oldum. Gücümü yalnızca inancımda bularak hayallerimin beni terk etmesine asla izin vermedim. Hayalperest olmazsanız girişimci olamazsınız. O yüzden önce hayal edin.
Şirketinizde ve otelinizde de kendi adınızdan esinlenmişsiniz, değişik bir adınız var. Ne anlama geliyor? 
Adımı rahmetli babam Mehmet Akyol koymuş. Kuranı Kerim’de yer alan Nas suresinde geçiyor. Anlamı şu: Allah cin insanlardan korusun. İşte bu sebeptendir ki ismimin beni her daim kötülüklere karşı koruduğuna inanıyorum. Ben de bu duyguyla marka tescilimi yaptırırken ismimin harfleri olan Venn’i seçtim.

İlerisi için hedefleriniz neler? İşinizi daha da geliştirmeyi düşünüyor musunuz?

İşimi çok seviyorum. Ve işimi bu yönde geliştirmek için çalışmaya devam ediyorum. Farklı havalimanlarında yine ağırlıklı olarak gıda sektöründe işimi sürdürmek ve butik otel anlamında da Venn markasını büyük şehirlere taşıyarak ülke çapında bilinir bir konuma getirmek. Istiyorum. …