Ayın Röportajı’nın bu ayki konuğu Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu. Aynı zamanda İktisadi Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı da olan Zeytinoğlu ile Türkiye’nin en büyük sanayi kentlerinden biri olan Kocaeli’nin ülke ekonomisine katkılarını, KOBİ’lerin profillerini ve il ekonomisindeki yerlerini konuştuk.
 
Röportaj: Emel Lakşe

Kocaeli bir sanayi kenti olarak Türkiye genelinde ve bölge özelinde nerede duruyor?
 
Coğrafi konumu itibariyle Türkiye’nin en önemli illerinden biri olan Kocaeli, Asya’yı Avrupa’ya bağlayan D-100 ve TEM Otoyollarının üzerinde, Sabiha Gökçen Havaalanı’na 50, Cengiz Topel Havaalanı’na 10 km mesafededir. Demiryolu ulaşımının son derece işlek olduğu Kocaeli aynı zamanda İstanbul-Kocaeli-Ankara Yüksek Hızlı Tren hattının da üzerinde bulunmaktadır. 35 liman ve iskeleye ev sahipliği yapan il, Körfez Köprüsü, Üçüncü Otoyol, Üçüncü Demiryolu ve Köseköy Lojistik Köy Projesi gibi projelerin de içinde yer almaktadır. Kocaeli doğal coğrafyası ile limancılık, lojistik, sanayi, ticaret vb. alanlarda sayısız imkânları bünyesinde barındırmaktadır.
 
Kocaeli ilinde, ilin bu avantajlı konumundan faydalanmayı seçmiş olan 2500’ün üzerinde sanayi kuruluşu bulunmaktadır. Bu firmaların 260’ı yabancı sermayelidir. Türkiye’nin en büyük 500 kuruluşundan 80’i de Kocaeli’nde yer almaktadır. Kocaeli’nin Türkiye imalat sanayi içindeki payı %13’tür ve ayrıca Türkiye ihracatında %12, ithalatında %20 paya sahiptir. Kocaeli, dış ticarette dünya ülkeleri arasında 64. sıradadır.
 
Türkiye’nin en önemli sanayi potansiyeline sahip Kocaeli, sanayinin ihtiyaç duyduğu tüm alt yapı hizmetlerinin yüksek standartlarda karşılandığı, modern ve gelişmiş 13 adet organize sanayi bölgesi; 3 adet teknopark ve 2 adet serbest bölgeye ev sahipliği yapmaktadır. Organize sanayi bölgeleri Asya’yı Avrupa’ya bağlayan otoyollar ve bunlara bağlanan ikincil yollar etrafında yoğunlaşmıştır. Bazı sanayi bölgelerinde ihtisaslaşma görülmektedir.
 
Ayrıca Kocaeli İstanbul’dan sonra toplanan vergilerin %12,1’ini karşılayan ikinci ildir. Kişi başına vergi geliri, 2015 yılında 27 bin 684 liraya çıkarak, Kocaeli yine devlete en fazla kazanç sağlayan il olmuştur. Kocaeli’ne kişi başına harcanan miktar ise 2 bin 693 TL’dir. 2015 yılı Türkiye ortalaması 6 bin 426 TL’dir.
 
Yatırımcıların Kocaeli’ni tercih etmelerindeki en büyük sebep bu olanaklardan dolayı daha kolay rekabet edebilmelerinden kaynaklanmaktadır. İllerarası Rekabetçilik Endeksine göre Kocaeli, iller arasında en rekabetçi 5. il olarak yer almaktadır.
 
İliniz ekonomisinde lokomotif sektör hangisidir?

İlimizdeki, sektörlere bakacak olursak, Kocaeli’de kimya ve Petro-kimya sanayi ile otomotiv sanayinin öne çıktığını görüyoruz. Ayrıca, metal sanayi, makine sanayi, plastik sanayi de ilimizin öne çıkan diğer sektörleri. Kocaeli imalat sanayi içerisinde kimya sanayi, Türkiye İmalat Sanayi içerisindeki %27’lik payı ile ilk sırada yer almaktadır. Otomotiv sanayinde yapılan yatırımlar ile otomotiv sanayi bölgemizin gözde sektörlerinden biri olmuştur. Böylece, Kocaeli, Türkiye araç üretiminin adet olarak,  yüzde 40,7’sini karşılar duruma gelmiştir. Büyük otomotiv firmaları da bölgemizde konumlanmıştır. Bu yatırımlar bölgede yan sanayinin gelişmesine ve teknoloji seviyesinin yükselmesine neden olmaktadır.

Kocaeli ilinde bilişim sektöründe de lider konuma gelebilmek ve aynı zamanda katma değer de oluşturabilmek adına yatırımlar yapılmaya devam etmektedir.
 
Üyeleriniz arasında yaklaşık olarak kaç KOBİ bulunuyor ve ağırlıklı olarak hangi sektörlerde faaliyet gösteriyorlar?

Kocaeli’nde bulunan sanayi kuruluşlarımızın yaklaşık %90’ını da KOBİ’ler oluşturmaktadır. Bölgemizdeki büyük işletmelerin fazla olması KOBİ’lerin kurumsal alt yapılarını da güçlendirmiştir.  İlimizde karşımıza Türkiye geneli ile kıyaslanırsa daha kurumsal, teknolojiyi yoğun kullanan, nitelikli eleman istihdam eden bir KOBİ profili çıktığını görüyoruz.

 
KOBİ’lerin en çok karşılaştıkları sorunlar neler sizce ve bunların aşılması için ne gibi önlemler alınmalı? KOBİ’lerin finansmana erişmedeki sıkıntılarını nasıl aşabileceklerini düşünüyorsunuz?

KOBİ’lerimiz için finansman konusu; en öncelikli ve önemli sorunların başında geliyor. KOBİ’lerin finansman sorunlarına bir çözüm olarak; KOBİ’lerin uzun vadeli ve düşük maliyetli finansman kaynağına halka açılarak ulaşabileceklerini düşünüyorum. KOBİ'lerin halka açılmalarının ve hisse senetlerinin borsada işlem görmesinin çok çeşitli faydaları var. Çoğunluğu aile şirketleri olan KOBİ’lerimizin üçüncü nesle devrinde ciddi sıkıntılar yaşadıklarını biliyoruz. Dolayısıyla, halka açılma; düşük maliyetle finansman kaynağı sağlamanın yanı sıra KOBİ’lerin kurumsallaşmalarına da büyük katkı sağlayacaktır. Bunun yanı sıra bu süreç KOBİ’lerimize; yurt içi ve yurt dışında tanınma, ortaklara likidite sağlama, kredibilite gibi geniş imkanlar sunmaktadır.
 
KOBİ’lerimiz için diğer bir finansman kaynağı olarak, giderek daha kapsamlı hale getirilen destekler ve teşvikleri görüyorum. Özellikle son yıllarda da firmalara verilen desteklerin ciddi oranlarda artış gösterdiğini görüyoruz. Bu artışta, firmaların yararlandıkları destek kapsamının genişletilmesi ve kullanımlarının kolaylaştırılmasının önemli bir payı olduğunu düşünüyoruz. KOBİ’lerimizin gelişmelerinde özellikle devlet desteklerinin çok önemli bir yeri olduğunu düşünüyoruz. Başta KOSGEB, Ekonomi Bakanlığı, TÜBİTAK ve MARKA destekleri firmalarımıza birçok destek enstrümanından yararlanmaları yönünde imkanlar sağlıyorlar.
 
Biz de, Kocaeli Sanayi Odası olarak desteklere KOBİ’lerimizin rahatlıkla ulaşabilmeleri amacıyla aracı olmak arzusundayız. Bu kapsamda KOSGEB ve ABİGEM ile yaptığımız işbirliği ile çalışmalar yürütmekteyiz. ABİGEM bizim iştirakimiz olan, eğitim ve danışmanlık hizmetleri veren, KOBİ’lere proje yazımında destek olan kuruluşumuzdur. KOBİ’lerimizi bu devlet destekleri ile bir araya getirecek platformlar oluşturmaya çalışıyoruz, teşvik ve destekler hakkında bilgilendirmek üzere toplantılar organize ediyoruz.
 
Ar-Ge ve KOBİ ilişkisi için neler söylemek istersiniz?

Bölgemizde yoğun olan otomotiv sanayinin gelişmesi, teknolojik alt yapıyı güçlendirmekte ve Ar-Ge faaliyetlerini hızlandırmaktadır. Daha önce de belirttiğim gibi bölgemizde bulunan büyük işletmeler, tedarikçileri olan KOBİ’leri güçlendirmekte Ar-Ge ve kurumsallaşma yönündeki gelişimlerini hızlandırmaktadırlar. Kocaeli’ne verilen desteklerin de önemli bir kısmı Ar-Ge desteklerinden oluşmaktadır.  Bölgemizde bulunan Bilişim Vadisinin de bu firmalarımız için önemli bir fırsat yaratacağına inanıyorum. Bilişim Vadisi, üniversite-sanayi işbirliğinin oluşturulduğu, inovasyon ve teknoloji transferinin yapıldığı, fikirlerin ticarileştirilebildiği, teknoloji transfer ofisi ve kuluçka merkezleri ile yeni girişimcilere fırsatların sunulduğu, yenilikçi ürünlerin üretildiği bir üs olma yolundadır. Ayrıca, Oda olarak, üniversite-sanayi işbirliği çalışmalarına da çok önem veriyoruz. Bu girişimlerimizdeki hedefimiz, Ar-Ge, inovasyon, tasarım geliştirme ile üyelerimizi özellikle de KOBİ’lerimizi katma değer yaratan sanayilere dönüştürebilmektir. Çünkü biliyoruz ki KOBİ’lerimizin değişen dünyaya ayak uydurabilmeleri ve bu rekabet koşullarında ayakta kalabilmelerinin yolu Ar-Ge’den ve yenilikçilikten geçiyor.
 
Oda olarak girişimcilere ve girişimci adaylarına eğitim desteği veriyor musunuz?

İlimizde TOBB bünyesinde ve koordinatörlüğü Odamız tarafından yürütülen İl Kadın ve İl Genç Girişimcilik Kurulları faaliyetlerini sürdürüyor. Bu kurullarımızın ortak amaçlarından biri de ilimizdeki girişimciliğin arttırılmasına yönelik çalışmalar yürütmek. Girişimcilikle ilgili talepleri bu kurullarımız kanalıyla da alıyoruz. Bölgemizdeki Odaların, İl Kadın ve İl Genç Girişimcilik Kurullarının talepleri ile açılan ve bugüne kadar gerçekleşen eğitimleri KOSGEB’in, İŞKUR’un ve MARKA’nın ihalesini alarak yürüttük. 2016 yılında da yolumuza İŞKUR’un işbirliği ile devam ediyoruz. 20 Ocak’ta İŞKUR ile Bölge Odaları arasında “2016 yılı Girişimcilik Eğitim Programı” Protokolünü imzaladık. Böylece bu yıl girişimcilik eğitimlerini İŞKUR işbirliği ile Odamız, Gebze Ticaret Odası ve Körfez Ticaret Odası bünyesinde açmış olduk. Hedefimiz, istihdama destek olmak amacıyla bölgede iş kurmak ile ilgili iş fikirleri olan girişimci adaylarına, iş fikirlerini iş planına dönüştürmek için; eğitim almalarının ve bu konuda bilgi düzeylerinin artmasını sağlamak.
 
KOSGEB’in vermiş olduğu Girişimcilik desteği 2016 yılında revize edilmesiyle birlikte, yeni girişimci sayılarının da artacağına inanıyoruz. Buna istinaden artan talepleri karşılamak için 1000 kişiye, 40 sınıfta girişimcilik eğitimleri veriyoruz. Bu eğitimleri Odamızın iştiraki olan Doğu Marmara ABİGEM veriyor. 2009 yılından bu yana KOSGEB destekli verilen girişimcilik eğitimlerinde ABİGEM önemli roller üstlendi. Bu güne kadar ABİGEM tarafından; 500 adet eğitim açıldı ve bu eğitimlere 12.550 kişi katıldı. Bu girişimcilerin yaklaşık 100 ‘ü kendi işletmesini kurdu.

 
Kocaeli ekonomisi kuşkusuz çok gelişmiş bir ekonomi ama bu tablonun daha da gelişmesi için devletten ya da özel sektörden ne gibi desteklere ihtiyacınız var?

Kocaeli lokasyonunun sağladığı avantaja dayalı olarak sanayinin gelişiminin yanı sıra bölgenin ticaret hacmi de yıllar itibariyle artarak gelişmektedir. Dolayısıyla kentin artan ticaret hacmini karşılayacak alt yapı ihtiyaçları öne çıkmaktadır.
 
İlimizde bu yükü taşıyacak lojistik konusunda yeni alt yapı yatırımlarına ihtiyaç duyuyoruz. Kocaeli’nin çağdaş limanlara kavuşmasıyla denizyolu taşımacılığından daha fazla yararlanabileceğini düşünüyoruz.
 
Devlete en fazla kazanç sağlayan il olarak Kocaeli’ne yapılan harcamaların da arttırılmasıyla birlikte altyapı ihtiyaçlarımız da karşılanabilecektir.
 
Ben aynı zamanda İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV)’nın da Yönetim Kurulu Başkanıyım. Türkiye’nin AB’ye girme hedefinden şaşmadan bu yönde çalışmalar yapıyoruz. İnanıyorum ki, üretime, ihracata, eğitime, inovasyona ağırlık vermemiz ve yabancı sermaye girişini hızlandırmak için AB’yi kendimize çıpa yapmamız gerekiyor. Bilindiği gibi, Avrupa Birliği dünyada tekrar global bir ekonomik lider olabilmek için; 2020’ye GSYH’daki sanayinin payını yüzde 16’dan yüzde 20’ye çıkarmak istediğini belirtmiştir. Hizmetler sektöründe gelişmiş olan AB ekonomisi gelecek dönemde sanayiye yönelmeye çalışmaktadır.
 
Son yıllarda hızlı büyüyen ülkelerin ekonomilerinde sanayinin payının yüzde 20’nin üzerinde olduğu görülmektedir. Ülkemizde ise 2014 yılı itibariyle imalat sanayinin GSYH’daki oranı yüzde 15,3’tür.  64’üncü Hükümet Programında sanayinin GSYH’daki payının artırılacağına yönelik hedefin olması bizleri sevindirmiştir. Hükümetimizden beklentimiz; bu hedefin ülkemizin Orta Vadeli Programında yer verilerek bugün itibariyle yüzde 15,3’den olan GSYH’daki sanayinin payının yüzde 20’ye çıkarılması hedeflenmelidir. Bu kapsamda yatırım teşvik sisteminin bu hedefi destekleyecek şekilde yeniden düzenlenmesi beklenmektedir.
 
GSYH’daki sanayinin payını arttırabilmemiz için de rekabet ettiğimiz ülkelerle eşit seviyeye gelmemiz, altyapı yatırımlarını geliştirmemiz, kalifiye işgücünü artıracak eğitim alt yapımızı geliştirmemiz, dış pazarlara erişimi kolaylaştırmamız gerekiyor. Bu hedefe ulaşmak için yapısal reformlara ihtiyaç var. Ama biz sanayicilerin de çabası ve önümüze konan fırsatları değerlendirmesi gerekiyor.
 
2014-2020 yıllarını kapsayacak, toplam bütçesi 80 milyar Euro olan ve Türkiye’nin de dahil olduğu Ufuk 2020 Araştırma ve İnovasyon Çerçeve Programı (HORIZON 2020 Türkiye) ülkemiz için önemli bir fırsat. Hükümetimizin “80 milyar Euro’luk UFUK 2020” programından hedef olarak koyduğu en az 1 milyar Euro’yu geri almamız gerekiyor. Firmalarımız AB standartlarında projeler ürettikçe ve Ar-Ge konularında kendilerini geliştirdikçe bu programların getirdiği fırsatlardan daha çok yararlanabileceğiz.
 
Ayrıca mesleki eğitimin de sanayi sektöründe çok önemli bir yeri bulunduğuna inanıyoruz. Sanayinin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde mesleki eğitim alanında da hızla reform yapılması gerektiğini düşünüyoruz.