Bu ayki konuğumuz İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş. Demirtaş ile çok canlı bir ticaret, sanayi ve turizm kenti olarak İzmir’i ve İzmir’in ekonomisini oluşturan girişimcileri konuştuk.
 
Röportaj: Emel Lakşe

İzmir, hepimizin bildiği gibi Türkiye’nin üçüncü büyük şehri ve bir ticaret, sanayi ve turizm kenti. Bu bağlamda İzmir, Türkiye genelinde ve bölge özelinde nerede duruyor?

İzmir, Türkiye ekonomisine en fazla katkı koyan kentlerin başında geliyor. Ege Bölgesi’nin lider kenti. Türkiye’nin batıya açılan kapısı. İzmir’den Avrupa, Afrika, Asya’nın birçok merkezine 2-3 saatte kolaylıkla ulaşılabiliyor. İzmir’in rekabeti, yurt dışındaki diğer kentler ile. Kentimiz giderek daha fazla uluslararası raporda ülkemizi temsil ediyor. En son olarak ABD menşeli Conway Inc.'in yaptığı Dünyanın En Rekabetçi Şehirleri Raporu'na (The World’s Most Competitive Cities) göre İzmir, 2015 yılında uzay-havacılık, kimya-plastik ve enerji sektörlerinde Doğu Avrupa ve Orta Asya'nın en rekabetçi ilk 5 şehri arasında yer aldı. Bu ve benzeri raporlar, İzmir’in çok sektörlü yapısıyla Türkiye Ekonomisine büyük katkı koyduğunu gösteriyor.

İlinizin lokomotif sektörü nedir?

İzmir, çok sektörlü yapıya sahip bir kent. Ticaret, sanayi, tarım, turizm, eğitimden birini diğerine tercih edemiyoruz. Kentimizin turizm alanında pek çok üstünlüğe sahip olduğuna inanıyoruz. İzmir’in yaz turizminin yanı sıra kruvaziyer, sağlık, kongre, kültür, inanç, spor ve tarih gibi çok çeşitli turizm olanakları var. Ülkemizin üçüncü büyük kenti İzmir’de lojistik sektörü de gelişme potansiyeli yüksek sektörlerin başında geliyor. İzmir’in Türkiye’nin batıya açılan kapısı olması, İzmir Alsancak Limanı’nın ülkemizin en büyük ihracat limanlarından biri olması nedeniyle lojistik sektörü öncelikli sektörlerimizden biri olmuştur. Tarıma dayalı sanayi, organik ve ekolojik tarım kentimizde yükselen ve parlayan sektörler olarak karşımıza çıkıyor. Yenilenebilir enerji alanında kentimizin sahip olduğu rüzgar, jeotermal ve güneş gibi enerji kaynakları da dikkate alındığında enerji sektörü dikkate alınması gereken bir sektör olarak karşımıza çıkıyor.

Üyeleriniz arasında yaklaşık olarak kaç KOBİ bulunuyor ve ağırlıklı olarak hangi sektörlerde faaliyet gösteriyorlar?

Türkiye'deki işletmelerin yüzde 99.8'i KOBİ'lerden oluşuyor. KOBİ’lerin ekonomimizdeki söz konusu ağırlığı dikkate alındığında Odamız üyeleri de ülkemiz geneli ile benzer yapıdadır. KOBİ'ler ekonominin belkemiğini oluşturmakta olup inşaattan turizme, enerjiden tarıma, tekstilden eğitime tüm sektörlere dağılmış durumdadır.

KOBİ’lerin en çok karşılaştıkları sorunlar neler sizce ve bunların aşılması için ne gibi önlemler alınmalı?

KOBİ’lerin istikrarlı gelişimlerini ve sağlıklı işleyişlerini olumsuz yönde etkileyen sorunlarının başında finansman sorunları gelmektedir. İstihdam olanağı yaratması, esnek ve yenilikçi yapıları, bölgesel kalkınmaya katkı sağlama ve ekonomiye canlılık kazandırma gibi avantajlara sahip olan KOBİ’lerin, küresel rekabet ortamında hayatta kalabilmeleri için gerek finansal gerekse kurumsal yapılarının yenilenmesi ve güçlenmesi gerekmektedir. Bu açıdan kurumsallaşma, markalaşma gibi süreçlerde KOBİ’ler sıkıntılar yaşayabilmektedir. KOBİ’ler genellikle aile işletmesi özelliği taşıdıklarından, ortak yatırımlara girme konusunda tereddüt etmektedirler. Bu da, onların büyümesini ve gelişmesini engelleyen en önemli faktördür.

Bir diğer önemli konu insan kaynakları yönetimi ve istihdamdır. Benzer şekilde ara eleman bulmada yaşanan sıkıntılar KOBİ’leri doğrudan etkilemektedir. Ayrıca hızla değişen dünyadaki yeni pazar dinamiklerini ve yeni kuralları tespit etmek, bunlara yönelik aksiyon almak ve inovatif stratejiler geliştirmek de KOBİ’lerin zaman zaman karşılaştıkları sorunlar arasındadır. Ekonominin belkemiği olan KOBİ’lerin sorunlarının doğru tespit edilmesi ve bu yönde adımlar atılması önemlidir.

KOBİ’lerin finansmana erişmedeki sıkıntılarını nasıl aşabileceklerini düşünüyorsunuz?

Finansman sorunu, KOBİ’lerin en sık karşılaştığı sorunların başında yer alıyor. Finans dünyasındaki gelişmeleri yakından takip edememeleri, öz sermaye yetersizliği, finansman olanaklarının kısıtlı olması, kredi alımlarında karşılaştıkları teminat sorunları, kredi hacimlerinin düşük ve kredi maliyetlerinin yüksek olması, kamu desteklerine ilişkin mevzuat konusunda bilgi eksikliği, teminatlar, tahsilatlarda gecikme, çağdaş yönetim, finans konusundaki bilgi yetersizliği ve nitelikli yönetici ve kalifiye eleman sorunu gibi sorunlar KOBİ’lerin güçlü finansal yapılara sahip olmalarını engellemekte ve rekabet güçlerini azaltmaktadır.

Ülkemizde KOBİ’lere yönelik kamu kurumları tarafından ulusal destekler verilmektedir. TÜBİTAK, KOSGEB, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Kalkınma Ajansları tarafından KOBİ’lere yönelik Ar-Ge, inovasyon, girişimcilik, teknoloji geliştirme, eğitim konularında destekler verilmektedir. Bu desteklerin bilinirliğinin arttırılması konusunda da bilgilendirme toplantıları yapılması, kurumlar tarafından danışmanlık hizmetleri verilmesi önem taşımaktadır.
 

 

Oda olarak girişimcilere ve girişimci adaylarına eğitim desteği veriyor musunuz?

Odamız KOSGEB ile iş birliği içerisinde girişimcilere yönelik olarak her yıl KOSGEB Girişimcilik Eğitimi düzenlemektedir. KOSGEB tarafından verilen girişimcilik desteğinin alınabilmesi için zorunlu olan bu eğitim Odamız tarafından finanse edilmektedir. 2016 yılında 6 kez düzenlediğimiz ve 180 girişimcimizin faydalandığı eğitimin yeni dönemini de Ekim ayında açmayı planlamaktayız. Söz konusu eğitime çok fazla talep olduğu için önümüzdeki dönemlerde aynı anda ikişer sınıf açarak daha fazla adayımızın bu eğitimden faydalanmasını hedefliyoruz.

Ar-Ge ve KOBİ ilişkisi için neler söylemek istersiniz?

Ekonomik kalkınmayı, ülkelerin rekabet gücünü ve toplumsal refah düzeyini arttırmaya yönelik en önemli etken bilimsel alanlardaki ilerlemeler ve teknolojik gelişmelerdir. İşte bu noktada KOBİ ve Ar-Ge ilişkisi başlıyor. Tüketicilerin ihtiyaçları global trendler sebebiyle her geçen gün değişim içerisindedir. Bunun yanı sıra, ekonomik kriz ve finansal zorluklar, KOBİ’leri daha fazla Ar-Ge yapmaya mecbur bırakmaktadır. Ar-Ge projelerinden elde edilen yeni ve rekabetçi ürünler ile şirketler varlıklarını koruma ve geliştirmeyi hedeflemektedirler. KOBİ’ler Ar-Ge faaliyetlerine çok fazla odaklanamamaktadır. Hala istenilen seviye yakalanmış değil. Türkiye’de Ar-Ge Merkez Belgesi alan şirket sayısı 272. Üniversite bünyelerinde kurulan TTO (Teknoloji Transfer Ofisleri) ile iletişime geçilmeli, üniversite-iş dünyası işbirliği sağlanmalı. Ayrıca, Teknoparklardan, da daha etkin yararlanmaları gerekir. Teknoparklarda sağlanan vergi avantajlarını kaçırmamalılar.

İlinizde genç girişimcilerin ve kadın girişimcilerin oranı oldukça yüksek olmalı. Bu konu hakkında okurlarımıza neler söyleyebilirsiniz? Odanızın bu girişimci gruplarına destek anlamında ayırdığı özel kotalar var mı?

Girişimcilik kavramı son yıllarda yükselen bir trend. Genç girişimcilerin ve kadın girişimcilerin bu pastadan daha fazla alması için pozitif ayrımcılık yapıldığını görüyoruz. Kadın girişimcilerimize verilen destek oranları daha yüksek. Dünyadaki ve ülkemizdeki bu trende paralel olarak, 2015 yılının Ocak ayında Odamız bünyesinde Girişimcilik ve Meslekleri Geliştirme Masamızı kurduk ve İzmir’de girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesi hedefine odaklandık. Girişimcilik hizmetlerimiz kapsamında, tüm KOBİ ve girişimciler iş fikirleriyle ilgili soru ve taleplerini paylaşabilmekteler. Verilen teşvik, destekler gibi finansman kaynaklarına erişim yöntemleri ve bunlardan yararlanma yollarını öğrenebilmektedir.

Türkiye’de bir Oda tarafından faaliyete geçen ilk ağ olan İş Melekleri ve Mentor Ağımız sayesinde, girişimcilerimiz yatırımcı ve mentor ihtiyaçlarını Odamıza iletiyorlar ve girişimcilerimiz ile mentor ve/veya yatırımcılarımız bir araya geliyor. Düzenlediğimiz toplantılarda, inovatif fikirlerin öne çıkarılması, yeni teknoloji trendleri, yeni iş modelleri, bu teknolojik trendler aracılığıyla yeni girişimler yaratmak gibi konularda deneyimli isimlerin yeni girişimcilerle buluşmalarını sağlıyoruz. Teşvik ve destekler hakkında bilgilendirmelerde bulunuyoruz. KOSGEB’in Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi başta olmak üzere girişimcilere yönelik özel eğitim programları da oluşturuyoruz. Odamızın kurucuları arasında yer aldığı İzmir Bilimpark ve İzmir Ekonomi Üniversitesi ile güçlü işbirliği içerisindeyiz. Üniversite-iş dünyası-teknopark üçgenini kurarak girişimcilere eşsiz bir ortam sunuyoruz.

İzmir’i ihracat rakamları bakımından değerlendirirseniz bize neler söyleyebilirsiniz?

İzmir yıllardır ihracat yapan, köklü bir dış ticaret kültürü olan ve Türkiye’nin ihracatına ciddi anlamda koyan kentlerin başında geliyor. İzmir’in dış ticaretinde limanların büyük payı var. 2015 yılı gümrük verilerine göre 17,9 milyar dolar ihracat, 17,9 milyar dolar ise ithalat gerçekleştirildi. İzmir’de yer alan firmaların vergi kimlik numaralarına göre yapılan hesaplamada ise; İzmir’den 2015 yılında 8,3 milyar TL ihracat, 8,8 milyar TL ithalat yapıldı. Ancak İzmir’in bugünkünden çok daha fazla ihracat potansiyeli var. İzmir'in daha fazla katma değeri yüksek ürün ihraç etmesi, ayrıca ticaret merkezi özelliğini güçlendirmek ve bölge ticaretini arttırmak için de liman kapasitelerinin ve bağlantı yollarının geliştirilmesi gerekiyor.

İzmir ihracatçısı yurt dışındaki rakipleriyle eşit koşullarda mücadele edebilirse İzmir’in başarıları katlanarak artacak. Eğer İzmir’in yenilenebilir enerji, kimya-plastik ve uzay-havacılık başta olmak üzere turizm, organik tarım, gıda, içecek ve tarıma dayalı sanayi, hazır giyim, tekstil-konfeksiyon ve lojistik potansiyeli kullanılabilirse İzmir’in önü çok açık.

İzmir ekonomisi kuşkusuz gelişmiş bir ekonomi ama bu tablonun daha da gelişmesi için devletten ya da özel sektörden ne gibi desteklere ihtiyacınız var?

İzmir, ekonomik büyüklük bakımından Türkiye’nin ikinci büyük kenti olmasına rağmen kentimiz ne yazık ki bu potansiyelini tam olarak kullanamamaktadır. ABD kaynaklı Brooking Enstitüsü tarafından hazırlanan “Global Metro Monitor 2014” raporu, İzmir’i yükselen kentler arasında zirvede göstermektedir. Bu araştırmaya göre; Londra 26, Roma 274, Washington 275, Milano 277, Atina ise 280. konumda iken İzmir 2. sırada yer almaktadır.

İzmir; yenilenebilir enerji, kimya-plastik ve uzay-havacılık başta olmak üzere turizm, organik tarım, gıda, içecek ve tarıma dayalı sanayi, hazır giyim, tekstil-konfeksiyon ve lojistik sektörlerindeki potansiyelini kullanılabilirse önü çok açıktır. Bunun için İzmir-İstanbul Otoyolu, İzmir-Ankara Hızlı Tren Hattı, İzmir Çandarlı Limanı ve İzmir’in kuzeyi ile güneyini birleştirecek “İzmir Körfez Geçiş Projesi” gibi ulaştırma yatırımların tamamlanması, İzmir’de iş-yatırım ortamının iyileştirilmesi, İzmir’de daha çok uluslararası fuar ve kongre düzenlenmesi, İzmir’den yurtdışında ana merkezlere doğrudan uçak seferlerinin arttırılması ve İzmir’in nitelikli iş gücüne daha fazla iş imkanı yaratılması gerekmektedir. Bu ve benzeri dev yatırımlarla potansiyelini tam olarak ortaya koyduğu zaman İzmir, dünyanın zengin ve en hızlı gelişen kentleri arasındaki yerini pekiştirecektir. İzmir teşvik sisteminden daha fazla pay alabilirse ve İzmir ihracatçısı yurtdışındaki rakipleriyle eşit koşullarda mücadele edebilirse İzmir’in başarıları katlanarak artacaktır.