YÜZDE YÜZ İHRACATLA PERDE SATIYOR

KOBİ KOBİ Türkiye bölümümüzde bu ay Bursa’nın Kestel ilçesindeyiz. Kestel Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Mustafa Çoban’ın şirketi İma Tekstil, yüzde yüz ihracatla dünyanın her yanına perde satıyor.

Röportaj : Özerk Ihlamur

Bize kuruluş hikayenizi anlatabilir misiniz?

Şirketimiz 1999 yılında kuruldu. Dokuma ve ev tekstili üzerine üretime başladık . Şu anda da güncel renkler,güncel desenler ve güncel kalitelerle sürekli ürün gamımızı arttırarak üretimimize devam ediyoruz.

Kuruluş aşamanızda yaşadığınız zorluklar var mı? Varsa nelerdir?

Bizim Pazar alanımız tamamen yurt dışına yönelik. İç piyasayla çalışmamız şu an için yok. Zaman zaman ülkelerin sürpriz pazar sıkıntıları olabiliyor, örneğin şu anda Rusya pazarında yaşanan sıkıntılar, İran pazarında yaşanan sıkıntılar gibi … 1999 ve 2001 yıllarında tabi ülke olarak çok ciddi sıkıntılar yaşanıldı. Biz de bunlardan çok fazla etkilenmedik ama tamamen etkilenmedik dersek de yanlış olur.

Dünya çapında yaşanan krizlerden etkileniyor musunuz?

İhracata dayalı çalıştığımız için mutlaka etkileniyoruz.  Örneğin şu an Rusya’daki parite kaynaklı  ya da 3 sene öncesinden İran’da yaşanan parite kaynaklı sıkıntılardan dolayı müşterilerimiz ödeme güçlükleri  içerisine giriyorlar, bu sebepten dolayı biz de etkileniyoruz.

Kaç ülkeye ihracatınız var?

Şu anda 18 ülkeyle çalışıyoruz.

En çok hangi ülkeye ihracat yapıyorsunuz?

İran, Rusya, Almanya, İtalya, Yunanistan ve İsviçre ile daha yoğun çalışıyoruz.

Çin’in bu pazardaki etkinliği sizi etkiliyor mu?

Son yıllarda Çin’in üretmiş olduğu düşük kaliteli ürünlerden birçok ülke etkilendi. Biz de tabi ki etkilendik ama şu anda onların üretmiş olduğu ürünlerin dışında daha kaliteli, daha farklı ve daha hızlı servis vererek pazar payımızı koruyoruz.  Çin’in üretmiş olduğu standart mallarla ilgili Avrupa ülkelerinde de son 3 yıldır ciddi bir tepki oluştuğunu da görüyoruz.

Tekstil pazarında Türkiye’nin dünyadaki yerini nasıl görüyorsunuz?

Türkiye geçmiş yıllara göre tekstil konusunda çok ciddi ivmeler kazandı. Hem çalışan olarak, hem iş veren olarak dünya pazarlarına açıldıkları zaman kendilerini geliştirmek için fırsat yakaladılar. Türkiye’deki üreticilerin birçoğu standart mallarla rekabete devam ediyor, bu şekilde devam ettikleri takdirde ileride büyük sıkıntılar yaşayabilirler.

Bankalarla işbirliğiniz oldu mu?

Bankalarla çalışıyoruz, Halkbank ile 8 yıldır çalışıyoruz.  Daha muhtelif  bankalarla da çalıştık fakat şu an da yüzde 95 oranında Halkbank ile çalışıyoruz.

Kaç kişi istihdam ediyorsunuz?

Bünyemizde 74 kişi çalışıyor.

Geleceğe dair herhangi bir yatırımınız veya projeniz var mı?

1 ay öncesine kadar yeni makine alımlarımız oldu.  Önümüzdeki günlerde tekrar bir kapasite artırımı düşünüyoruz.

Sizin gibi başarılı bir KOBİ’nin bu sektöre yeni girecek olanlara önerileri ya da tavsiyeleri nelerdir?

Bütün pazarlarda zaman zaman sürpriz sıkıntılarla karşılaşılabiliyor. Eğer banka kaynaklı bir yatırım yapılacaksa, devlet bankaları ve Halkbank gibi olağanüstü durumlarda arkasından desteğini çekmeyecek bankaları tercih etmelerini tavsiye ederim.  2001 ve 1999 krizinde birçok firma bankaların uygulamış olduğu yanlış politikalar nedeniyle işlerini kaybettiler.  Yüzde 33 dolar bazında temerrüt ödeyen firmalar biliyoruz. Bu sebeple devlet bankalarını tercih etmelerini, Halkbank gibi bankalarla çalışmalarını çünkü ; belirli bir vadeye dayalı program yapıyorsunuz olağanüstü bir durumda banka sizden desteğini çektiği zaman ayakta kalabilmeniz mümkün değil. Bu nedenle güvenilir bankalarla çalışmalarını tavsiye ediyorum.

Röportajımızın video haberine buradan ulaşabilirsiniz.