Lezzetli tatları teknoloji ile birleştiriyor

Kromel Makine-Şevket Çalışkan

KOBİ KOBİ Türkiye bölümümün bu ayki konuğu, 2013 yılının İnovatif KOBİ ödülünün sahibi Kromel Makine’nin ikinci kuşak temsilcisi Şevket Çalışkan.
Türkiye'de süt ve gıda sanayi sektöründeki firmaların ihtiyaçlarına cevap verecek bir firma olan Kromel, 30 yıldır teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek süt endüstrisinde fark yaratıyor.

Röportaj: Özerk Ihlamur

Kuruluş hikâyenizi anlatabilir misiniz?

Şirketimiz 1980 yılında 3 kardeş Ahmet, İsmet ve Recep Çalışkan ortaklığında Sakarya’nın Çark Sanayi Bölgesi’nde kuruldu. Öncelikli olarak 30 m2 ile başlanan şirket bugün 17 bin m2 kapalı alan yaklaşık olarak 40 bin m2 açık alanı ile sektöre hizmet ediyor. Ağırlıklı olarak sektörümüz süt… Sütün köylerden toplanması, taşınması, fabrikalara ulaştırılması ve bundan sonraki işlem aşamaları tüm titizlikle ve Kromel mühendisliğiyle değerli müşterilerimize ulaşıyor.

Farklı bir sektör olan paslanmaz ile ilgileniyoruz ve Türkiye’de bu işi ciddi anlamda yapan birkaç firmadan bir tanesiyiz. Kuruluş aşamasında çok ciddi sıkıntılar çekilmiş. O dönemdeki sermaye düzeni ile üç kardeşin canla başla mücadelesinden sonra yeni yerlere geçilmiş, yeni makineler tasarlanmış. Şu anda da firmanın en çok değer verdiği konulardan biri ürün araştırma ve geliştirmesidir. Çok ciddi yatırımlar ve zamanlar harcanmış bu konuya. Bunun da aslında karşılığını bir şekilde sektörde alıyoruz. Örneğin sektörde yine dünyada örneği olmayan bir patentimiz, iki ürünle ilgili de modelimiz mevcut. Bu üç kardeşin o günlerden bize gelen enerjisi ile ikinci kuşakta 4 kişi olarak biz de bu bayrağı daha iyi yerlere daha uzak diyarlara daha büyük yerlere, büyük ülkelere götürmek için elimizden geldiği kadar çalışıyoruz.

Kromel Makine tam olarak ne üretir, neler yapar?

Kromel Grup’un aslında üç ayrı firması var. Bir tanesi Peymak… Bu firmada çiftçilere veya çiftlik sahiplerine sütün sağıldıktan sonra soğutulması ile alakalı ürünlerin alt yapısını oluşturuyoruz. Bir sonraki aşamada Kromel devreye giriyor. Burada sütün taşınması, ıslahı, ıslah edildikten ve soğutulduktan sonra büyük süt fabrikalarına taşınması ve o süre zarfında ihtiyacı olan hangi ürün varsa yoğurt, ayran, kaşar v.s. sütün türevlerini üreten makine ve ekipmanlarını anahtar teslimi projelendiriyoruz. Türkiye’de İranlı bir ortağımızla yatırım yaptık ve halen satış ve pazarlama aksiyonları devam ediyor. Amacımız kısa sürede bu ithalat tarafını kısıp Türkiye’de üretilebilir ve Türk mühendisliğini ilave ederek diğer coğrafyalarda da etkili olmaya çalışacağız. 17 ülkede bayimiz, toplamda da 44 ülkeye satışımız mevcut. Amacımız bunu yüzde 50’lere 60’lara çıkarabilmek, tabi ki de iç piyasada ki müşterilerimizi de var sayarak daha fazla hacimler yaratabilmek.

Şirketinizde ilk gözüme çarpan iş güvenliği konusu oldu. İş güvenliğine önem verirken nelere dikkat ediyorsunuz?

Biz bu konuda sektördeki öncü firmalardan bir tanesiyiz. Bunun alt yapısını beş yıl önce oluşturduğumuzda, yurt dışı irtibatımız çok fazla olduğu için bizim gibi ağır sanayi yapan firmalarda çok sıkı önlemler alındığını gördük. Sorduğumuzda yaklaşık on yıldır böyle bir fabrikada kaza değil en ufak kesiğin bile oluşmadığını görünce, döndüğümüzde bununla ilgili yatırım yapma kararı aldık.

Kuruluş aşamanızda ya da daha sonraki aşamalarda herhangi bir bankadan yardım aldınız mı?

Tabii, dönemsel olarak özellikle ihracat yaptığınız dönemlerde sürekli bankalarla çalışıyorsunuz. Biz yatırım yaptığımızda Halkbank’ı bize destek olması açısından tercih etik ve bundan da çok keyif aldık. Bankaların aslında sanayicileri iyi anlayabildiği takdirde birbirimizle örtüşen ve ortak olan birçok nokta olabileceğini düşünüyorum.

Bu keyifli röportajın videosuna buradan ulaşabilirsiniz.