BİLGİ TEKNOLOJİLERİ KONUSUNDA GİDELECEK ÇOK YOL VAR

KOBİ KOBİ Türkiye’nin bu ayki konuğu , KOSGEB 2013 Yılı Kadın Girişimci Ödülü’nü almaya hak kazanan Maroteknoloji. IT dalında danışmanlık, tasarım ve yazılım geliştirme, analiz, test ve proje yönetimi hizmetleri sağlayan bağımsız bir IT şirketi olan Maroteknoloji, 10’dan fazla bankada kritik analiz, tasarım, yazılım ve yönetim projelerinde yer almış tecrübeli bir ekibe sahip.
Maroteknoloji – Lale Maro

Röportaj: Özerk Ihlamur
 
Bize kuruluş hikayenizi anlatabilir misiniz?

Ben çok uzun yıllar bilgi teknolojilerinde çalıştım.  7 sene kadar yurt dışında , yaklaşık 28 sene kadar da Türkiye’de çeşitli bankaların bilgi teknolojileri departmanlarında çalıştım.Hem Türkiye’deki bankaları bu birikimimizden yararlandırmak, hem de gençlere bilgi aktarmak üzere bir şeyler yapmam gerektiğini düşündüm ve o fikirlerle ‘acaba bir şirket kuralım mı?’ diye başladık yolculuğa. Sonra bazı bankalardan da bu doğrultuda talepler gelince, şirketi kurduk ve birkaç tecrübeli arkadaşı bünyemize kattık. Şirketimiz aslında bilgi teknolojilerinin her alanında; yazılım, iş analizi, donanım , sistem network , proje yönetimi gibi alanlarda hizmet veriyor. En iyi bildiğimiz konu bankacılık olduğu için,  öncelikle banka ve finans sektöründen başladık ve şu anda yoğun olarak Türkiye ve yurt dışındaki bankalara bu doğrultuda bankacılık teknolojisi hizmetleri veriyoruz.

Kuruluşunuzdan bu yana yaşadığınız zorluklar var mı? Var ise nelerdir?

Bir tek bize özgü zorluklar yok aslında, muhtemelen yeni kurulan her şirketin sorunlarıyla aynı…  Yeni kurulduğunuz zaman müşteriler sizi tanımıyorlar, firmanızı bilmiyorlar ve tabii ki bir güven sorunu oluyor. Dolayısıyla ilk işi almanız çok zor oluyor. Özellikle bankaları ikna etmeniz kolay olmuyor. Belli bir kalitede iş yapacağınıza ikna etmeniz gerekiyor. Bir de küçük şirket olduğunuz zaman iyi elemanları bünyenize katmanız da kolay olmuyor. Yeni kurulan bir şirketin ömrü ne kadar olabilir diye endişe edebiliyorlar. Ama ilk birkaç projenizi başarıyla yaptıktan sonra, bu başarı sektörde güven kazanmanızı sağlıyor.

Bilgi teknolojileri Türkiye’de çok bilinmeyen bir  sektör, tam olarak ne üretiyorsunuz?

Bilgi teknolojilerinin en büyük kaynağı insan. Yetkin mühendislerin olması gerekiyor. Üretimimiz ise; şirketlerin teknoloji kullanarak işlerinin kolaylaştırılması, otomasyona geçirilmesi, bazı analitik analizler yapılması, müşterileri incelemeleri  ve bunlara göre yeni ürünler çıkarmalarını kolaylaştırmak aslında…  Biraz daha büyütürsek işi;  sistem odalarının kurulması, network bağlantıları, yazılımlarının yapılması… Daha zor bir konu olan iş ihtiyaçlarının teknolojiye dönüştürülmesi için iş analizi dediğimiz bir konu daha var, onun yapılması. İş ihtiyaçlarını anlayıp, fonksiyonaliteyi çıkartıp onları teknik insanlara aktaran bir kadro var, şu anda aşağı yukarı yüzde 70 yaptığımız iş bu yönde. İş ihtiyaçlarını teknolojiye dönüştürmek diyelim, dolayısıyla bu teknolojilerden de kurumları yararlandırmak.

Kaç kişilik bir ekiple çalışıyorsunuz?

Şu anda şirketimiz 24 kişi. 24 tane uzmanımız var. Zaman zaman proje gerektirirse biz de dış kaynak kullanarak ekiplerimizi büyütebiliyoruz. Ama şu anda 24 kişiyiz, bu arkadaşların yüzde 80’i mühendistir. Yani idari kadrolar dışında oldukça tecrübeli mühendislerimiz var. Bir de yanımızda gençlere , staj yapmak isteyen üniversite öğrencilerine de yer veriyoruz ve onları birikimlerimizden yararlandırıp, tecrübelerimizden faydalanmalarını sağlıyoruz.

Bir kadın olarak sektörde zorluklar yaşadınız mı? Yaşadıysanız bu zorluklar nelerdir?

Kadın olarak sektörde zorluklar yaşamadım. Yurt dışında çalışırken daha fazla zorluk yaşadım yani maaşınız erkeklere oranla daha düşük olabiliyor. Ama Türkiye’de böyle bir farklılık yaşamadım, tam tersine çocuk yetiştiren birisi olarak daha çok sizin yoğun çalışmanıza, iyi üretmenize saygı duyuyor insanlar. Dolayısıyla kadın olmak bir dezavantaj değil, aslında bakış açısı olarak bir avantaj oluyor. Zorluk sadece evle işi bir arada yürütmek, çocuk yetiştiriyorsunuz ama bir yandan da oldukça rekabetçi bir sektörde , daha çok erkeklerin olduğu bir sektörde yarışmaya çalışıyorsunuz. Özel hayatınızı yürütme kısmı zor.

Geleceğe dair şirketinizin hedefleri nelerdir ?

Şirketimiz aslında baştan planladığımız gibi iyi bir grafikte büyüyor. Projelerimizde risk yönetimine çok dikkat ediyoruz. Bizim gibi küçük şirketlerin başarısız olma şansı yok. Bazı projeleri hakkıyla yapamadığınız zaman yavaş yavaş yok olursunuz.En büyük satış kanalımız aslında referanslarımız.  Dolayısıyla hem proje risklerimizi hem de ticari risklerimizi kontrol ederek iyi bir büyüme trendindeyiz. Bunu aynı şekilde devam ettirmek istiyoruz. Ayrıca geçen sene ciromuzun önemli bir kısmını yabancı bir bankanın kuruluşundan elde ettik. Yurt dışında da büyümeye devam etmek istiyoruz. Gerek Türki Cumhuriyet’lerde, gerek Balkan Ülkeleri’nde de bizim tip yazılım ve analiz işlerine ihtiyaç oluyor. O doğrultuda da gelişmek istiyoruz. Bir de aslında hayalimde, finans sektörü dışında, daha az teknoloji kullanan sektörlere de girip, onlara da yardımcı olup tecrübelerimizi  kullandırtmak var.

Lale Maro ile yapılan röportajın videsouna buradan ulaşabilirsiniz.