Halkbankkobi.com tr izleyicileri için Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesi’nde Meksmar Doğal ve Sağlıklı Ürünler İmalat ve Pazarlama Ltd. Şirketini ziyaret ettik. Firma 2000’li yıllarda kurulmuş ve şimdilerde gerek yurtiçi satış rakamları gerekse yurtdışı ihracatında önemli rakamlara ulaşmış bir KOBİ. Konuğumuz Meksmar’ın kurucu ortaklarından Kemal Bahçeci ile girişimcilik ve başarı öykülerini konuştuk.

Röportaj: Emel Lakşe
 
Bu keyifli sohbetin video-haberini buradan izleyebilirsiniz.

Meksmar’ın öyküsü nasıl başladı?

Biz bir aile şirketiyiz. Şirketimizin kuruluşu 2000’lerden hemen önce gerçekleşti. Meksmar kurulduğunda kendimize bir misyon belirledik. Türkiye’de pek de olmayan insan sağlığına faydalı, farklı ürünler üretmekti amacımız. Tam o yıllarda da Türkiye’de perakende sektörü çok gelişiyordu, pazar büyüyordu. Yeni yeni zincir marketler oluşmaya başlamıştı. O dönem bizim yaptığımız bir ürün çok ilgi gördü. İçinde doğal zencefil parçacıkları olan Natur Zencefilli Drops adı altında bir şekerlemeydi bu ürün. Bu fonksiyonel bir üründü. Şekeri tükettiğinizde, zencefilin insan sağlığına sağladığı etkileri kısmen elde ediyordunuz. Kimisi bu ürünü seyahatlerinde mide bulantısını önlemek için kullandı. Hamile hanımlar bazı sıkıntılarını gidermek için kullandı. Kimisi kışın üşüdüğünde vücudunu ısıttığı için kullandığını söylüyordu. Birçok mailler almaya başlamıştık. O dönem 1000’den fazla şubesi olan bir zincir market ürünlerimize ilgi gösterdi ve böyle başlayıp pazarda daha iyi bir yer edindik. O firmayla yaklaşık 10 yıl boyunca çalıştık. Onlar büyüdü bizi de büyüttüler. Bu esnada biz durmadık başka ürünler çıkarmaya başladık. Çeşitli ürünler yaptık, yurtdışındaki fuarları takip ettik, yeni ürünleri geliştirmek için ne gibi yatırımlar gerekiyorsa onları yapmaya çalıştık. Sürekli bir gelişim içerisinde olduk. 2000’lerin sonlarına doğru eczanelere de bazı ürünler yapar hale geldik. Ufak ufak da ihracatımız başlamıştı. İlk dönem Ortadoğu’da özellikle Körfez ülkesi dediğimiz bazı küçük Arap ülkelerine, Bahreyn, Kuveyt, Katar gibi, bunun yanında Suudi Arabistan gibi büyük Ortadoğu ülkelerine ihracat yapıyorduk. 2010’dan itibaren daha organize bir kuruluş haline geldik. Daha önce bulunduğumuz yerden İvedik OSB’ye taşınmamız 2005 senesidir. O yıldan itibaren sürekli yatırıma girdik. Tabii bu dönem finansal ihtiyaçlarınız da oluyor. Bankalara ne yapmak istediğiniz anlattığınızda hepsinden çok yakın ilgi görmüyorsunuz ama sağolsun Halkbank Meşrutiyet şubesiyle zaten uzun yıllardır çalışıyorduk. Bizim firmamızın kardeş şirketi olan 1972 kuruluşlu diğer aile firmamız neredeyse 25 yıldır çalışıyordu Halkbank’la. Bu geriden gelen iyi ilişkilerimiz neticesinde bu İvedik OSB’deki yaptığımız yeni yatırımların finansmanında Halkbank’tan yararlandık. Uzun ve kısa vadeli, değişik rotatif krediler kullandık. Artı bazı resmi kurumlardan alacağımız teminat mektupları için yine Halkbank’tan istifade ettik. Ve büyümemizi sürdürdük. Özellikle 2010’dan sonra çok iyi bir ivme yakaladı şirketimiz; hem yurtiçindeki perakende pazarında hem eczanelerde boğaz pastilleri pazarında hem de yurtdışında ihracat alanında epey iyi sıçramalar kaydettik.

Şimdi burada dikkatimi çeken bir konu var: Başta da söylediğim gibi ihracatta çok önemli rakamlara ulaşmış bir KOBİ’siniz siz.
Dünyada çok çeşitli ülkelere satış yapıyorsunuz. İlk yurtdışı temasınız ne şekilde oldu, nasıl iletişim kurdunuz ve nerelere ihracat yapıyorsunuz?

Aslında Meksmar’ın kuruluş amacı da zaten ihracattı. İlk başta yurtiçini çok hedeflemiyorduk.90’lı yıllarda bizim Almanya-Frankfurt’ta diğer faaliyetimiz ve baba mesleğimiz olan matbaacılık ve yayıncılık konusuyla ilgili bir depomuz vardı. Dağıtım işi yapıyorduk orada ve pek çok Türk ve yabancı insanlarla tanışıyorduk. O dönemde Almanya’da Reformhaus denen Türkiye’deki aktar benzeri yerlerden birinin sahibiyle tanıştık. Kendisi bize Endonezya’dan zencefilli ürünler ithal ettiğini ama o pazarın çok uzak olduğunu ve bunları Türkiye’den alabilmeyi istediğini babam ve ağabeyime iletmiş. Onlar da bunun işimizle ilgili olmadığını ama yapabileceğimiz söylemişler. Biz girişimci bir aileyiz, serde Kayserililik de olunca, özellikle babam neden olmasın deyip araştırmaya başladı. Önce bu ürünü ürettirebilecek yer buldu. Fason olarak ürettirdi ve biz böylece ilk olarak ihracatla başladık aslında. Sonradan iç pazarda insanlar ürünleri görüp ilgi gösterdi. Her şey bir hayalle başlıyor. Kimisi dedi ki siz matbaacısınız ne işiniz olur sizin şekercilikle, doğal ürünle, boğaz pastiliyle ne işiniz olur dedi. Biz dinlemedik onları. Birileri dünyada bu işi yapıyorsa biz de yaparız dedik. Yaptık da. Önce fason ürettirdik, sonra kendi tesisimizi kurduk, sonra taşındık, işimizi geliştirdik. Yurtiçi pazarda belli bir yer edindikten, şirketin nakit akışı, dengeleri yerine geldikten sonra ihracata önem vermeye başladık. Çünkü ihracat yapınca yurtiçindeki dalgalanmalardan daha az etkileniliyor. O anlamda ihracatı arttırmak bazen tesadüflerle, bazen sizin çabalarınızla, bir ülkeye gidip orada dostluklar geliştirmenizle, bazen fuarlara gitmekle oluyor. Şu anda 20’den fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. En son 2013’te katıldığımız bir fuardan sonra yeni pazarlar bulduk kendimize: Hong Kong, G. Afrika gibi bizim de aklımıza gelmeyen pazarlara dahi Türk ürünlerini ihraç etmek bize de çok gurur veriyor şimdi.

KOBİ olmak demek girişimci olmak demek. Girişimci olmak demek risk almak demek. Risk almaya hevesli bir girişimciye ne tavsiye edersiniz?

Çok sıkı çalışmanız lazım. İşi sürekli iyi takip edip arayışta olmanız lazım. Satışı nasıl daha fazla arttıracağınızın hesabında olmanız lazım. Girişimcinin dediğim gibi yılmadan çok çalışıp, risklerini iyi analiz edip, şirketinin nakit akışını her zaman kontrol altında tutup, iyi bir bankayla çalışıp arkasında Halkbank gibi güçlü, güvenilir bir bankanın desteğini hissetmesi lazım.

Çok teşekkür ederiz. Girişimcilik serüveninizin devamında da aynen şimdiki gibi başarılar diliyoruz size.

Biz de size ve Halkbank’a çok teşekkür ediyoruz.