MUTFAK SEKTÖRÜNDE DÜNYADA İLK 3’TE!
 
KOBİ KOBİ Türkiye bölümümüzde bu ay İstanbul’un Bayrampaşa ilçesindeyiz. Burada faaliyet gösteren Rıza Ergün’ün şirketi; PİMAK, mutfak sektöründe dünyada ilk 3’te.

Röportaj: Hazal Şenol

Bize kuruluş hikâyenizi anlatabilir misiniz?

- PİMAK Profesyonel Mutfak Limited Şirketi 1992 kuruluşlu bir firmadır. Yaklaşık 23 yıllık bir geçmişi vardır. 1992’de atölye olarak kurulan firmamız geçen süre zarfında yapmış olduğu yeniliklerle KOBİ düzeyinde kendini geliştirmiş, şu an yaklaşık 150 personele istihdam sağlayan mutfak sektöründe hizmet veren bir firmadır.

Kuruluş aşamanızda yaşadığınız zorluklar var mı? Varsa nelerdir?

- Kurulduğu yıllarda benim hatırladığım kadarıyla o dönemde sektörü bilmeyen, sektörde tecrübesi olmayan tamamen atölye üzerinde üç beş personelle başlayan bir firmaydık. Zamanla doğru stratejilerle, doğru adımlarla, bilinçli adımlarla; kendi öz sermayesiyle yavaş yavaş büyüdük. Geldiğimiz nokta ise kurumsallığını tamamlamış belli bir kalite politikasını oluşturmuş, uluslararası alanda adından söz ettirebilen, sektörde sözü geçen firma olmaktır.

Dünya çapında yaşanan krizlerden etkileniyor musunuz?

- Pimak olarak dünya çapında krizlerden  herkesin etkilendiği gibi bizde etkilendik. Her kriz döneminde ister istemez etkileniyoruz. Eskiden iç piyasa ağırlıklı çalışan bir firmaydık fakat   son on yılda politika değişikliğine giderek bu tür şeylerden etkilenmemek adına politikamızı değiştirerek yurtdışına açıldık. Yurt dışı fuarlarına girdik. Birçok bölgede bayilikler temsilcilikler oluşturduk. Mümkün olduğunca iç politika krizlerinden etkilenmemeye çalıştık ama son 4 yıldır iç piyasadaki krizlerin dışında dış piyasada da krizlerimiz oldu. Komşularımızda ve bölgemizde olan gelişmelerden dolayı biz de farklı politikalara girdik. Bu sefer daha uzak yerlere daha uzak pazarlara hedef seçtik. O pazarlarda kendi satış gücümüzü, satış ağımızı, satış bayrağımızı oluşturmaya çalıştık. Mümkün olduğunca iç ve dış pazarlarda dengeyi korumak adına böyle bir politika geliştirdik ve devam ediyoruz.

Kaç ülkeye ihracatınız var?

- Bugün itibariyle yaklaşık 45 ülkeye direkt ihracatımız var. 12-13 ülkede kendi  markamızla satış noktamız var. Satışlarımız devam ediyor, tabi bunları yaparken de birçok alanda zorlanıyoruz fakat zorlandığımız kadarıyla da iç piyasada kendi portföyümüzü geliştirdik, partner firmaları satın aldık. Ürünlerin bazılarını çok geliştirdik talep gücüne göre yurt dışından gelen taleplerin hepsini geliştirdik ve yeni politikalarda bütün pazarlarda hizmet vermeye devam ediyoruz.

Profesyonel mutfak ekipmanları pazarında Türkiye’nin dünyadaki yerini nasıl görüyorsunuz?

- Profesyonel mutfak ekipmanlarında  ilk sektöre girdiğimde hatırladığım kadarıyla  dünya pazarında oldukça gerilerdeydik. Dışarıda ürünleri olmayan bir ülke konumundaydık. Fakat son 15 yılda sektörümüz o kadar çok gelişti ki diğer sektörlerden kat kat hızlı gelişen sektör oldu. Bütün yeniliklere ve dünya üzerindeki bütün yeni pazarlara, yeni teknolojilere çok hızlı adapte olduk. O yıllarda genelde dışarıdan bir ürün geldiği zaman biz hayranlıkla bakar, incelerdik çünkü bizde teknoloji yoktu araştırma yoktu. Gelişmiş teknolojilerimiz olmadığı için kalifiye elemanlarımızın  el becerileri ile yaptığı ürünlerimiz vardı. Fakat şimdi her türlü teknolojiye ulaşmak çok kolay ve her türlü ürünü elde etmek çok kolaylaştı. Türkiye’deki girişimcilerin dünyaya açılmasıyla birlikte dünyadaki pazar payımız da büyüdü ve şuan dünyanın bizim sektörümüzde sayılı pazarlarına ve sayılı teknolojisine sahibiz. Dünyanın ilk 3 ya da 4’üne girmiş teknolojiye sahibiz mutfak sektörü olarak yani geleceğini çok parlak görüyorum.

Bankalarla işbirliğiniz oldu mu?

- Türkiye’de ticaret yapmak çok zordur çünkü Türkiye sürekli gelişen bir ülkedir. Yani birçok alanda kendi öz sermayesini oluşturmuş şirket çok azdır. Onun için KOBİ düzeyindeki bütün şirketler bu zamana kadar büyümelerini bankalara borçlulardır. Devletimizin  gücü eskiden kısıtlı olduğu için yardım yapamıyordu ama son yıllarda bütün kamu bankaları ve devlet bankaları artık devlet politikaları gereği firmalara her türlü desteği veriyor. Bizde şirket olarak bütün yurt içi yurt dışı destekli her türlü kredilerden yararlanıyoruz  ve uzun süredir Halkbank ile çalışıyoruz.  Birçok alanda devletimizin imkanlarından yararlanmaya çalışıyoruz. Kredilerle ayakta durmaya çalışıyoruz.

Geleceğe dair herhangi bir yatırımınız veya projeniz var mı?

- Şu an için bizim firma olarak geleceğe dair projemiz fabrika alanımızda yetersiz bir kapasitemiz var. Alanımız kısıtlı yani hedef pazarlarımıza göre ilerde büyük hedeflerimiz olduğu için ilerde bizim imalatımızın bunun birkaç katı olması gerektiğini düşünüyoruz. Şu an belli sanayi bölgelerinde yeni yatırımlarımız var. Herhalde birkaç ay içinde inşaatına başlayacağız. En kısa zamanda da bitirip yeni fabrikamızı geliştirmeyi ve kapasite arttırmayı düşünüyoruz.

Sizin gibi başarılı bir KOBİ’nin bu sektöre yeni girecek olanlara önerileri ya da tavsiyeleri nelerdir?

- Bizim sektörde olanlara söyleyebileceğim şey; kendilerini yenilemeleridir. Sektöre girmek isteyen çok kişi var ve eli tornavida makas tutan herkes bizim sektörde imalata girişiyor. Bizim sektörümüze zarar veriyor. Birçok firma açılıyor ve birkaç sene içinde iflas ediyor. Bu da büyük firmaların önünü engelliyor. Girmek isteyenler daha profesyonel, daha bilinçli ve yeniliklere açık olmalıdır. Böyle yatırımları her zaman destekleriz.
 
Röportajımızın video haberine buradan ulaşabilirsiniz.