Ödüllü robotlar burada üretiliyor: Teknodrom

Teknodrom, Gebze Organize Sanayi Bölgesi'nde yüksek teknoloji ile robotik çözümler sağlayan bir firma olarak hizmet veriyor. 2003 yılında GOSB Teknopark’ta yerini alan şirketin başarı hikâyesini, Teknodrom'un kurucu ortaklarından olan ve aynı zamanda Genel Müdürlüğü’nü yapan Gökhan Vargın Gök ile konuştuk. Gök, Teknodrom'un gelişimini anlatırken tecrübeleriyle Türkiye'deki KOBİ'leri de değerlendirdi. Firmanın Ar-Ge Müdürü Avni Yiğit ise Teknodrom'un üretim sahasındaki süreci ve şirketin bu alanda kazandığı ödülleri anlattı.

Röportaj: Bozkurt Işıklar


Bu keyifli sohbetin video-haberini buradan izleyebilirsiniz.

Teknodrom’u tanıyabilmek ve iyi analiz edebilmek için kariyer geçmişinize bakmakta fayda var.

Gökhan Vargın Gök: Meslek hayatıma tasarım mühendisi olarak başladım. Sonrasında proje yöneticiliği ve bölüm direktörlüğü yaptım. Üniversiteden mezun olduğum andan şu güne kadar yaptığım projeler hep robotik otomasyon üzerine oldu. Ve yaklaşık 18 senelik bir zamandan bahsediyoruz. Bu dönem içerisinde sadece ben değil, şimdiki ortağım olan diğer arkadaşlarım da aynı şekilde sektöre 'robotçu' olarak başlayıp 'robotçu' olarak devam eden; hem hayat felsefesi hem yaşam tarzı hem de teknolojik alandaki mücadelesi bu yönde olan arkadaşlar... Sonrasında da Teknodrom’u kurduk.
 
2003 yılında kuruluyor Teknodrom. O döneme geri dönüp girişimcilik öykünüzü bize kısaca anlatabilir misiniz?

G.V.G.: Mühendisler çok analitik düşünen insanlardır... Dolayısıyla her şey, mümkün mertebe sayısal değerlere dayansın isterler. Biz herhalde orada çok mühendisçe hareket etmedik. Çünkü esasen önceden planlanmış, projesi değiştirilmiş, kafalarda kurgulanmış bir yapı yoktu. Bir anda verilen bir kararın arkasından “Tamam biz bunu yapacağız, yapabiliriz” diye kendimize olan bir inanç ile yola çıktık. Başlangıcımız bu kadar amatörce ama heyecan verici bir şekilde gerçekleşti.
 
Teknodrom 2003’ten bu yana başarı öyküsünü nasıl yazdı?

G.V.G.: Başlangıcımız o dönemdeki Türkiye koşullarında talep olan sistemlerle ilgili oldu. Bunlar da ağırlıklı olarak otomotivdeki kaynak sistemleriydi. 2008 yılından sonra ise biz hem ülkedeki trendin hem dünyadaki çizginin farklılık gösterdiğini gördük. Ve yönümüzü biraz daha Ar-Ge’ye çevirmeye karar verdik.
 
Finasman konusunda nasıl bir yol haritası izlediniz?

G.V.G.: 2008 - 2009 yılına kadar kendi öz sermayemiz ve kendi kazancımızla dönüyordu. Yani bankalar ile sadece aldığımız işlerin avansına karşılık teminat mektubu için bir çalışmamız söz konusuydu. Çok fazla bir kredi çalışmamız yoktu. O bahsettiğim dönemde Halk Bankası ile çalışmaya başladık. Biz bir KOBİ olarak düşünüyoruz. Halk Bankası ile özellikle orta - uzun vadede yatırım kredilerinde ve finansmanında çalışmanın doğru olduğuna karar verdik. Şu anda bu yönde adımlar atmaya çalışıyoruz. Neticede bu projeler, bu Ar-Ge ve Know-How birikimi birçok alanda bize takdirler, ödüller ve başarılar getirdi. Örneğin, European Business Awards’da ülke şampiyonu olduk. Avrupa’nın en iyi on firmasından biri seçildik. İki sene üst üste Yılın KOBİ'si ödülünde finale kaldık, teknoloji ödülünü kazandık, inovasyon ödüllerini aldık.
 
Türkiye’deki KOBİ'lerin gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?

G.V.G.: Türkiye'de üç çeşit KOBİ bulunuyor. Birincisi; tamamen aile şirketi yapısıyla kurulmuş buraya gelmiş, ikinci ve üçüncü neslin devam ettirdiği şirketler... Onlarda bir kurum kültürü var; artısı bu... Eksisi ise o kurum kültürünün getirdiği bir hantallık ya da esasen yeniliklere ve inovasyona kapalı olması...  İkincisi; firmaların içerisinden doğup çıkan firmalar var. Türkiye’de bunlardan bolca bulunuyor. Cesur ve girişimci ruha sahip bir milletiz. Aslında bu güzel bir şey, benim hoşuma gidiyor. Üçüncüsü ise üniversite mezunu olan genç girişimciler... Bu girişimciler esasen bizim için işlenmemiş pırlanta, elmas gibiler. Çünkü bilgi var, heyecan var. Eğer bunlar başarılı olursa hakikatten uçurup götürüyorlar. Böyle örnekler de var.
 
Genç girişimcilere, yolun başındakilere ne önerirsiniz?

G.V.G.: Finansman çok önemli. Finansman desteği sağlayacak kollar var. Bankalarda bu tür şeylere artık günümüzde biraz daha rahat ulaşılabiliyor. Melek yatırımcılar olabilir veya kendi parası olabilir. 
 
Teknodrom'un Ar-Ge müdürü olarak üretim sahasındaki süreci bize anlatır mısınız? 

Avni Yiğit: Teknodrom bir robotik bir otomasyon firması. Tabii robotik ve otomasyon beraber yürümesi gereken kavramlar. Aslında Teknodrom’un iş hacmi ve iş çeşidi çok geniş. Özetlemek gerekirse; robotlu prosesler hazırlıyoruz. Yani endüstriyel robotlarla, bazen normal işçilerin de yapabileceği, bazen de -insani yetenekler olsun, çalışma şartları olsun- işçilerin yapamayacakları işlerde robotik çözümler sunuyoruz. Robotik çözümlerimizin yanında Teknodrom farklı standartta robotik ürünler de geliştiriyor. Büyük oranda Ar-Ge tabanlı çalışıyoruz.
 
Bu konuda da birçok ödülleriniz de var. 

A.Y.: TÜBİTAK rakamlarına göre de kendi ölçeğimizdeki firmalar arasında en çok TÜBİTAK projesi tamamlayan şirketiz. TÜBİTAK projelerinde geliştirdiğimiz inovatif ve yenilikçi ürünleri hem kendi standart ürün gamımıza katıyoruz hem de bazen projelerimizde kullanıyoruz. Ve böylece yenilikçi inovatif ürünler sunarak müşterilere çok çeşitli robotik işlemlerde hizmet sunuyoruz.