Jeotermal Elektrik Santral Yatırımcıları Derneği Başkanı Ufuk Şentürk, jeotermal enerji sektörüne ilişkin yapılan değerlendirmede, geçen yıl yapılan santral yatırımlarının bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 45 arttığını söyledi.
 
Geçen yıl işletmeye alınan 4 santralle birlikte Türkiye'deki jeotermal enerji santrali sayısının 41'e yükseldiğini ifade eden Şentürk, "İnşaatı devam eden 614 megavat kapasiteye sahip 23 tesis bulunuyor. Büyüme temposunun korunabilmesi için jeotermal enerjiye yönelik devlet desteğinin sürmesi gerekiyor." diye konuştu.
 
Şentürk, jeotermal enerjideki hızlı büyümenin bu yıl da süreceğine inandığını belirterek, dünya liderliği için Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması'nın (YEKDEM) devam etmesi gerektiğine işaret etti.
 
Türkiye'nin jeotermal potansiyeliyle özellikle uluslararası yatırımcının yakından ilgilendiğine dikkati çeken Şentürk, şöyle devam etti:
"Arap şirketleri Orta Anadolu'da 14 ruhsat aldılar. Dünyada toplam jeotermal enerji kurulu gücü 14 bin megavat düzeyinde bulunuyor. Lider ABD'nin kurulu kapasitesi 3 bin 591 megavat iken, Filipinler bin 868 megavat, Endonezya ise bin 809 megavat jeotermal enerji kapasitesine sahip. Türkiye'de ise jeotermal enerjide 2016'da kurulu güç 760 megavat iken, 2017'de 1,4 milyar dolarlık yatırımla bu kapasite bin 100 megavata çıktı. Türkiye jeotermal enerjide kurulu kapasite bakımından, ABD, Filipinler ve Endonezya'nın ardından dünyada dördüncü sırada yer alıyor. Jeotermal enerji milli, sürdürülebilir ve karbon emisyonu çok düşük düzeylerde temiz bir kaynak fakat diğer yenilenebilir enerji kaynaklarından farklı olarak keşfi ve işletilmesinde çeşitli risk ve zorluklar bulunuyor. Bu nedenle devlet destekleri kritik önem taşıyor. Yenilenebilir enerjinin desteklenmesine yönelik YEKDEM'in 2020'de sona erdiğini biliyoruz. Destek mekanizmasının en azından jeotermal için devam etmesini istiyoruz."
 
Şentürk, yatırımların sürmesinin YEKDEM mekanizmasına bağlı olduğunu vurgulayarak, "YEKDEM devam etmezse yatırımlar bıçak gibi kesilir. Çünkü yatırımların geri dönüş süreleri, kuyuların derinleşmesi, keşif riski ve maliyetlerin artmasıyla son 10 yıl ortalamalarının üzerine çıktı." değerlendirmesinde bulundu.
 

Aras Kargo